n5kZ. Giriş, yaygınlıkÖzgül fobiler, eskiden basit fobi olarak da bilinen, bazı durumlar veya nesnelerden duyulan mantıksız/aşırı korkudur. Çok eski çağlardan beri bilinmesine rağmen özgül fobilerin günümüzdeki şekliyle kullanılması yüzyılın başlarında olmuştur. Psikiyatride mantıksız korkular arasında özgül fobiler dışında sosyal fobi ve agorafobi gibi mantıksız korkular da incelenir. Ancak özgül fobiler, fobiler grubu arasında en yaygın olan türüdür. Özgül fobiler toplumda % oranında görülür kadında % erkekte % Dul ve boşanmışlarda, bekar ve evlilere göre daha fazla özgül fobi vardır. Toplum taramalarında rastlanan özgül fobiklerin yaş ortalaması toplum genelinden düşüktür ortalama özgül fobide Bunun nedeni hastalığın erken başlangıçlı olmasıdır. Özgül fobinin başlama yaşı ortalama Birçok hasta çocukluğundan beri bu korkularının olduğunu, bir kısmı ise ergenlik döneminden sonra oluştuğunu söyler. İleri yaşta özgül fobi başlaması nadirdir. Hastalığın seyri genellikle kroniktir. Özgül fobisi olanların tedavi için başvurma oranları oldukça düşüktür. Ancak altı fobikten biri % tedavi için başvurur. Psikiyatri kliniklerinde de yalnızca özgül fobisi nedeniyle başvuran hasta çok azdır. Genellikle tedaviye başka sorunlarla gelen hastalarda bu fobiler tesadüfen farkedilir. Seyrek olarak kişinin hayatını önemli ölçüde kısıtladığı için tedavi aranabilir. Başvurunun düşük olmasının başlıca nedenleri arasında fobilerin hastalık değil huy veya kişilik özelliği olduğunun düşünülmesi, tedavisinin olmadığının sanılması sayılabilir. Birçok hasta kendileri tedavi aradıkları halde bu sorunun bir hastalık olmadığını doktorlarından duymuş bile olabilirler “hangimizde yok ki”, vs... Bazen hastalığın temel özelliği başvurmayı kısıtlar. Örneğin kan ve yaralanma fobisi olanların birçoğu korktukları şeyleri hatırlatan bir ortam olan hastanelerden korkar ve gelmek istemezler. Bunlara ek olarak özgül fobilerin diğer anksiyete bozukluklarından önemli bir farkı da başvurunun az olmasını açıklayabilir özgül fobilerde korkulan belirli bir durum veya nesne olduğu için çoğu kez hastalar başarılı kaçınma taktikleriyle sorunsuz bir hayat yaratmış olabilirler. Örneğin kedi fobisi olan bir kişi evinde kedi besleyen arkadaşlarına gitmeyerek, kedilerin dolaşma ihtimali olan sokaklarda dolaşmayarak, nispeten rahat bir hayat sürebilir. Bazen hastalar belli bir yaşa gelinceye kadar özgül fobilerinin farkına varmamış olabilirler. Bunun nedeni o fobik ortamla hiç karşılaşmamış olmalarıdır. Örneğin askerlik çağına kadar köyünden hiç çıkmamış bir genç, askerde denizaltıya binmek zorunda kalınca büyük bir panik yaşayarak tedavi arayabilir. Bir ev kadını yüksekten korktuğunu yeni evlerine taşınınca farkedebilir. Özgül fobilerin genel olarak iş ve sosyal hayatta fazla olumsuz etkisi olmadığı düşünülür. Ancak bu yanıltıcı bir düşüncedir. Toplum araştırmalarında özgül fobisi olanların %15’inin son bir ayda bir hafta veya daha fazla süre işe gidememiş olduklarını öğreniyoruz. Basit gibi görünen hayvan fobileri ağır olduklarında hayatı büyük oranda kısıtlayabilir, hatta evden çıkamamaya neden olabilir. Yükseklik korkusu olan kişi yükseğe çıkmayı gerektiren işlerde çalışamayabilir. Uçak fobisi kişinin seyahat etmesini engelleyebilir. Yutma fobisi olan kişi yemesi-içmesi bozulduğu için ciddi kilo kaybı yaşayabilir vb. Bir hastamız korkusundan hayatında hiç dişçiye gidememişti; böbrek taşı sancısı çekmeye razı oluyor, ancak ağrı kesici iğne yaptıramıyordu. Başka bir hastamız istediği halde hamile kalamıyordu, zira yapılacak tahlillerden, doğumun kendisinden, ameliyattan çok korkuyordu. Yetiyitimini dolaylı olarak arttıran bir başka neden de özgül fobilerin, diğer tüm anksiyete bozuklukları gibi, başta depresyon olmak üzere diğer ruhsal hastalıklarla birlikte sık görülmesidir. Yani kişinin özgül fobisinin olması ek bir psikiyatrik hastalığının olması ihtimalini arttırmaktadır. Örneğin özgül fobisi olanların % depresyon da saptanmaktadır depresyonun toplumdaki yaygınlığı ise %4’tür. Depresyonun hem işgücü kaybı hem sosyal hayatta bozulma yaptığı iyi bilinmektedir. NedenleriÖzgül fobilerin oluşmasında kişilerin yaşadığı olumsuz olayların rolü olduğu düşünülse de bu düşünce yanıltıcıdır. Örneğin, asansörde mahsur kaldıktan sonra asansör korkusu yaşayan, bir köpek tarafından kovalandıktan sonra köpek fobisi gelişen kişileri hepimiz biliriz. Ancak daha az bilinen gerçek, bu tür deneyimleri olmadan da bu tür korkuları olan pek çok insan olduğudur. Hatta daha ilginç olan birşey daha var çocukluğunda yüksekten düşmüş olma ile erişkinlikte yükseklik korkusu ilişkisi araştırıldığında beklenenin tam tersi bir sonuç çıkmıştır çocukluğunda yüksekten düşmüşlerde, erişkinlikte yükseklik korkusu olma ihtimali daha azdır. Araştırıcılar bunu şöyle açıklıyor yükseklik korkusu olanlar, çocukluklarında da bu korkuları olduğu için daha tedbirli davranırlar ve tehlikeli yerlerden kaçınırlar. Korkuların genetik olarak belirlendiği, yani bazı nesne ve durumlardan korkacağımızın daha doğmadan belirlenmiş olduğunu gösteren güçlü bulgular vardır. Örneğin fobilerin ailevi özelliği çok iyi bilinir, anne veya babasında bir özgül fobi olan kişide benzer fobilerin sıklıkta geliştiğini biliriz. 2-4 yaşları arasındaki çocuklarda hayvan korkuları yaygındır. Bu korku çocuk hiç hayvanlarla karşılaşmadan veya zararlı olduğunu öğrenmeden önce başlayabilir. Ayrıca, her nesneye karşı fobi gelişimi aynı olasılıkta değildir. İnsanlar ve hayvanlar bazı nesne ve durumlara daha kolay fobi geliştiriyorlar. Örneğin yükseklik, sivri cisimler, karanlık, hayvanlar gibi nesnelere fobi kolay gelişirken bitkilere, yiyeceklere fobi daha seyrek gelişmektedir. Bazı durum veya nesnelerden korkmaya hazır olarak doğma hayvan deneylerinde gösterilmiş bir bulgudur. Daha önce yılanla hiç karşılaşmamış yavru maymunlara yılan veya yılan resmi gösterildiğinde yavrular büyük korku tepkisi verirler. Benzer şekilde, güvercinlere yırtıcı olmayan kuş veya kuş resmi gösterilmesi korku oluşturmazken, kartal gibi kuşların fotoğraflarını gördüğünde çok korkuyorlar. Bütün bu bilgiler, özgül fobilerin nasıl ortaya çıktığı konusunda tek bir açıklama olmadığını, genetik olarak doğuştan getirdiğimiz özelliklerin de, edindiğimiz deneyimler ve çevre etkisinin de önemli olduğunu gösteriyor. Mantıksız korkunun belirtileri Mantıklı ve mantıksız korku sırasında yaşananlar, yani bedenimizde ve zihnimizde oluşan değişiklikler aynıdır. Yani sokakta birisinin veya tehlikeli bir hayvanın saldırısına uğradığımızda kalbimiz nasıl çarpıyor, nefesimiz sıkışıyor, heryanımız uyuşuyorsa, mantıksız korkular sırasında da aynı şeyler olur. Kişiden kişiye değişiklikler olmakla birlikte bu durumlarda en sık görülen belirtiler şunlardır kişinin kalbi çarpar/sıkışır, nefesi daralır, göğsü sıkışır, titreme/terleme olur, uyuşma/karıncalanma olur, baş dönmesi, bayılma hissi olur, sık idrara gitme isteği olur vb. Kişi korktuğu durum ya da nesneyle karşılaştığında bu duyguları yaşadığı gibi, bu durumları düşündüğü/hayal ettiğinde de yaşayabilir. Yukarda da belirtildiği gibi özgül fobilerde duyulan korku mantıksızdır ve aşırıdır. Yüksek bir yerden aşağı bakmak birçok insan için heyecan verici, korkutucu olabilir, ancak fobik kişide korku o kadar aşırıdır ki, yüksek binalara çıkamaz bile. Bazen de normalde kimsenin korkmayacağı durumlardan korkma gibi mantıksız korkular görülür. Örneğin cam kırıkları, bıçak gibi kesici aletler batacak korkusu gibi. Kişi bunun aşırılığının ve mantıksızlığının farkındadır. Bu nedenle böyle saçma bir şeyden/durumdan korktuğundan utandığı için bazı kişiler fobilerinden bahsetmek de istemeyebilirler. Yukarda sayılan nedenlerle cin, şeytan vb. korkuları, kişi bunları saçma bulmadığı sürece, fobi sayılmaz. Fobilerin gündelik hayatı en çok ve en olumsuz etkileyen yönü kaçınmadır. Özgül fobisi olanların çoğu, korkulan durum ve nesnelerden koşullar el verdiği ölçüde uzak durmaya çalışır kedisi olan eve gitmez, yükseklere çıkmaz, asansöre binmez, yağmur yağdığında evden çıkmaz vb. Özgül fobi grubu içinde sayılabilecek çok çeşitli fobiler bulunmakla birlikte en sık görülenler şunlardır hayvan fobileri, yükseklik korkusu, kan ve yaralanma fobisi, gökgürültüsü ve fırtına korkusu, uçak korkusu, yalnız kalma korkusu, kapalı yer korkusu, araba korkusu, uzay fobisi, yutma fobisi. Hayvan fobileriEn sık görülen özgül fobi türüdür. En çok korkulan hayvanların başında kedi, köpek, kuş, böcek gibi hayvanlar gelir. Korkulan hayvan türleri kültürler arası farklılık gösterir. Örneğin İngiltere’de örümcekten korkma çok yaygın iken, kültürümüzde örümcek fobisi yaygın değildir. Hayvan fobisi olan insanların bir kısmı o hayvanla kötü bir deneyimden sonra örn. köpek ısırması fobilerinin başladığını ifade ederler. Bir kısmında ise böyle bir başlatıcı bulunamaz. Fobik hasta tipik olarak kendine rahat bir gündelik yaşam sağlamaya uygun bir kaçınma davranışı geliştirmiş olur. Oturmaya gidilecek-gidilmeyecek arkadaşlar bellidir köpek-kedi var veya yok. Televizyonda korkulan hayvanla ilgili belgeseller seyredilemeyebilir. Nerelerde dolaşılacağı belli kurallara bağlıdır. Bazı durumlarda hayvanın fotoğrafı, ya da onu andıran şekillerden yılan fobisinde kıvrık çizgilerden korkma gibi bile korkulabilir. Aşağıda hayvan fobisinin ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini gösteren bir olgu örneği yer alıyor Hayvan Fobisi Örnek 45 yaşında, evli, 2 çocuklu kadın hasta. Kendini bildi bileli kedilerden aşırı korkuyor. Onların üzerine sıçrayacağını düşünüyor, en çok korktuğu şeyin onların beklenmedik şeyler yapabilmesi olduğunu söylüyor. Çok saçma ve aşırı bulduğu bu korkusu yüzünden kedisi olan evlere gidemiyor veya gitmeye mecbur ise o evdeki kedinin bir odaya hapsedildiğinden emin olmak istiyor. Korkusunun ne kadar şiddetli olduğunu anlatmak için şu örneği veriyor “ikinci çocuğuma hamileydim. Birgün apartmanın merdivenlerinden çıkıyordum. Birden ışıklar söndü ve o anda bir kedi tıslaması duydum. Hamile olduğumu, kaçıncı katta olduğumu düşünmeden kendimi pencereden dışarı attım, şans eseri bana ve bebeğime birşey olmadı”. Yükseklik korkusu İkinci en yaygın özgül fobi türüdür. Kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz, hatta odanın içinde pencereye yakın oturamaz. Yükseklik korkusu olan kişiler asansöre binmekten korkarlar, ancak içinde boğulmak veya hapis kalmaktan değil, yukarı çıktığı için. Birçok insan için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyettir. Balkonda oturabilirlerse de odaya yakın tarafına oturmaya çalışırlar. Merdivenler, özellikle kenarlarında boşluk varsa çok korkutucudur. Yükseklik korkusu olanların birçoğunda uçak korkusu olsa da iki korkunun birbirinin aynı olduğu da söylenemez. Yükseklik korkusu olanların %20’si ise uçak korkusu tanımlamamışlardır. Kan ve yaralanma fobisi Halk arasında “kan tutması” olarak da bilinen bir durumdur. Kan görünce rahatsızlık hissetmek çoğu insanda görülen bir özelliktir. Bunun dışında bedensel sakatlık, parçalanmış insan vücutları, kazalar görme, kan verme, iğne yaptırma, kulak deldirme, diş çektirme ve diğer tıbbi işlemler gibi durumlarla karşılaşınca bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme ve bulantı şeklinde tepkiler verilebilir. Bu esnada bayılmalar da bilinen durumlardır. İlk kez diş çekimleriyle ilgili film seyreden çocukların kalp hızlarının yavaşladığının gösterildiği belirtiliyor. Bazı fobikler hayat kurtarıcı müdahalelerden bile kaçınırlar şeker hastaları iğnelerini yapmaz, kanser hastası ameliyat olmaz; bazı kadınlar doğurmaktan korktukları için gebe kalmazlar. Birçoğu hastanelere gitmez, hasta insanlara bakamazlar, tıbbi konularla ilgili TV programlarını seyredemez. Bu korku yüzünden doktorluk, hemşirelik gibi mesleklerden kaçınabilirler. Bazı hastalar “kan” lafını duyunca bile bayılabilirler. Bazıları ambulans sirenini duyunca veya bir ameliyatın anlatılması ile de bayılır. Ancak kendi adet kanını görmekten rahatsız olan kan fobisi bildirilmemiştir. Kan fobisi çoğunlukla diğer fobiler gibi çocuklukta başlar. Kan fobisi olan hastaların ailelerinde aynı hastalığa rastlanma oranının çok yüksek olması da diğer özgül fobilerden önemli bir farkını oluşturuyor. Kan Fobisi Örnek Hasta 35 yaşında evli, muhasebeci olarak çalışıyor, gelir düzeyi iyi; geliş sebebi kendini bildi bileli iğne yaptıramama, kan aldıramama, dişçiye/doktora gidememe idi. Kan vermesi, iğne olması gerektiğinde çoğu kez bayıldığı için bu işlemlerden yıllardır kaçınıyordu. İlk kez ve korka korka doktora şimdi gelmesinin iki nedeni vardı birincisi yıllardır süren böbrek taşı nedeniyle çektiği dayanılmaz ağrılardı. Ağrıları geldiğinde kıvranarak kendi kendine gidermeye çalışıyor, yakınlarının ısrarıyla acil servislere gitse de iğne yaptıramıyordu. Diğer bir neden ise dişlerinin durumu idi. Sosyoekonomik düzeyinden beklenmeyecek derecede kötü bir ağız bakımı vardı. Çürüyen, kırılan dişleri için dişçiye gidemiyor, gerekli tedavileri yaptıramıyordu. Dişçi koltuğuna oturduğunda bile bayılacak kadar korktuğunu söylüyordu. Gökgürültüsü ve fırtına fobisi Bu kişiler sürekli hava durumunu izler ve havanın kapalı, fırtınalı, yağışlı olma ihtimali olduğu günlerde eve kapanır, gökgürültüsünü duymamak için kapı ve pencereleri sıkı sıkı kapatırlar. Gökgürültüsü duyunca masa, yatak altına saklanabilirler. Uçak korkusu Bu kişiler uçağa bineceklerine çok daha uzun sürecek, daha eziyetli yolculuklar yapmaya razıdırlar. Uçağa binmek zorunda kaldıklarında uçağın düşeceğine dair şiddetli bir korkuları vardır. Uçağın her hareketini, her sarsıntıyı büyük bir korkuyla izlerler, duydukları sesleri patlayan bir motor, bir arıza işareti olarak yorumlarlar. Yalnızlık fobisi Çoğu kez evde tek başına kalmaktan korkudur. Akşamları ve gece artar. Gündüz tek başına kalabilen birçok hasta gece kalamayabilir. Nedensiz bir huzursuzluk olabilir, ya da evde birisi, hırsız, bir yaratık vb. var gibi bir duygu tarif edilebilir. Yalnızlık fobisinin ayrılık anksiyetesiyle ilişkisi olduğu öne sürülmektedir. Çocuklukta ayrılık anksiyetesi yaşayanların erişkinlikte agorafobi ve panik bozukluğu geliştirme olasılığı yüksek bulunmuştur. Türkiye’de yapılan toplum taramasında da ayrılık korkusunun agorafobi ile ilişkisi diğer tüm özgül fobilerden daha kuvvetli olarak bulunmuştur. Klostrofobi Kapalı/basık yerlerden duyulan korkudur. Korkulan durumlara tipik örnekler arasında asansör, basık tavanlı odalar ve koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, altgeçitler, oturulan oda kapısının kapalı veya kilitli olması vb. sayılabilir. Hastaların temel korkuları anılan yerde sıkışıp kalmak, çıkamamak, nefes alamamak, boğulmak gibi korkulardır. Sinema ve tiyatroya gidemez, gitseler de dip koltuklarda oturamazlar. Boğazlı, dik yakalı giysilerden rahatsız olabilirler, yakalarını ilikleyemezler. Kapalı giysiler onları “boğabilir”. Bu hastalarda sisli, kapalı havalarda huzursuz olma sıktır. Sisli, kapalı hava etrafı kapatan, korkutucu bir duvar gibi algılanır. Aynı zamanda hamam, duş, sauna gibi yerlerde de boğuluyor gibi olurlar. Bir klostrofobik hastamız etrafı sularla çevrili olduğu için İngiltere’ye gidemediğini söylemişti. Klostrofobi Örnek 37 yaşında, kadın. Depresyon belirtileri nedeniyle başvurmuş ve tedaviyle düzelmiş. Ancak geçmeyen şikayetlerinin olduğunu söylüyor. Tuvalete girdiğinde kapıyı açık bırakması gerektiğini, asansöre binmek yerine 10 katı merdivenle çıkmayı tercih ettiğini söylüyor. Duş yapamadığını, üstünden sular aktığında boğuluyor gibi olduğunu söylüyor. Dik yakalı kazak giyemediğini, kolye takamadığını söylüyor,”bunlar beni boğuyor” diyor. Ayrıca sisli havalarda büyük bir sıkıntı yaşadığını söylüyor. Muayeneye gelirken dar ve basık hastane koridorunda ve bekleme odasında büyük sıkıntı yaşamış, beklerken birkaç kez çıkıp tekrar gelmek zorunda kalmış. Muayene odasının kapısının kapanmasına razı olurken “pencere var, sıkışırsam burdan atlarım” diye kendini rahatlattığını söyledi. Evde birgün oturduğu odanın kapısı kilitlenmiş ve o kadar paniğe kapılmış ki, anahtar bulunabilecek bir yerde olduğu halde kapıyı camını kırarak açmış. Araba kullanma fobisi Birçoğumuz için keyif verici olan araba kullanma veya arabaya binme, kişide fobi varsa dehşet verici bir deneyime dönüşür. Sürekli olarak kaza yapacağını, bir tarafa çarpacağını ve bşka bir arabanın çarpacağını düşünür. Bu nedenle arabası olduğu halde kullanamayan birçok kişi vardır. Uzay/alan fobisi Dengelerini kaybetmekten, düşmekten korktuklarını söyleyen bazı hastalar daha ayrıntılı sorgulandığında etrafta tutunacak birşey yoksa düz bir alanda yürümekten aşırı korktukları farkedilir. Buna alan veya uzay fobisi denmektedir. Bu kişiler klostrofobiklerin tersine bir koridor geniş ve eşyasızsa daha fazla huzursuz olurlar, büyük oda ve salonlarda duvara yakın olacak biçimde yürürler. Yutma fobisi Bu hastaların tek korkusu birşey yutarken boğulmaktır. Yemek yerken, su içerken boğazlarına kaçacağı ve boğulacakları düşüncesindedirler. Yemeye/içmeye korktukları şeylerin karmaşık bir listesi olabilir. Bazı şeyleri hiç yemeyerek kısmen rahat edebilirler. Birçok zaman kuruyemiş gibi küçük taneli şeyler çok korkutucudur. Yemek ve içmekten kaçınmanın çok ciddi sonuçları olabilir ileri derecede kilo kaybı gibi. Önleme ve tedaviÖzgül fobilerin tedavisi hem mümkündür, hem de başarı oranları yüksektir. Bu korkuların tedavisinde ilaçların rolü azdır. Hatta bazı durumlarda ilaçlar zararlı bile olabilir. Örneğin uçak korkusunu yenmek için uçuş öncesi sakinleştiriciler almak, o yolculuğu rahat geçirmesini sağlasa da bağımlılık ve ilaç yan etkileri gibi sorunlara yol açabilir. Fobiye ek olarak kişide depresyon da varsa antidepresan ilaç tedavileri yararlı olacaktır. Bunaltı bozukluklarında yaygın biçimde kullanılan davranışçı tedaviler özgül fobilerde ilk seçenektir. Alıştırma exposure adı verilen yöntem en yaygın kullanılan davranışçı tekniktir. Bireysel veya grup halinde uygulanabilir. Bu teknikte kişinin korktuğu durumun ayrıntılı bir analizi yapıldıktan sonra korkulan durumla gitgide artan derecede karşılaşması sağlanır. Başlangıçta sıkıntı ve korku verici olan bu işlem, hasta korkulan ortamda yeteri kadar süre kalabilirse alışmayla ve korkunun azalmasıyla sonuçlanır. Tedaviye istekli olan ve tedavi uyumu iyi olan vakalarda birkaç seansta tama yakın düzelme elde etmek mümkündür. Alıştırma tedavisinin, imkan olduğunca, gerçek nesne veya ortamda yapılmasının uygun olduğu düşünülür. Ancak bu her zaman şart da değildir, mümkün de olmayabilir. Örneğin uçak fobisinde her zaman deneme yapmak kolay olmayabilir. Böyle durumlarda hastanın korkulan durumlarla hayalinde karşılaşması sağlanabilir ve bu da gerçek durumla karşılaşma kadar yarar sağlayabilir. Hatta son yıllarda sanal gerçeklik uygulamaları adı verilen yöntemlerle kişi kafasına takılan bir kaskın içindeki görüntü ve seslerle yüzleşerek korkusundan kurtulabilmektedir. Hayvan deneylerinde korkunun anababadan çocuğa geçebildiği gibi korkusuzluğun da öğretilebildiği gösterilmiştir. Yılan görünce korkan yavrular korkusuz bir anne veya başka bir yetişkini model alıp korkusuzluğu öğrenebiliyorlar. Önceden dişçiye gitme ve diş çekme oyunu oynatılan çocukların dişçide çok daha az korku yaşadıkları gösterilmiştir. Strese karşı aşılama uzun yıllardır bilinen ve başarıyla uygulanan bir modeldir. Özgül fobilerin birçoğu çocukluk ve ergenlikte başlar. Bu korkuların hepsi erişkinliğe kadar sürmez, ancak çocukken fobisi olan kişinin erişkinlikte fobi geliştirme riskinin yüksek olduğu bilindiği için anne babalara önemli bir rol düşmektedir. Çocuklara hem korkusuz erişkin modeli olarak, hem de korkularının üzerine gitme konusunda onları cesaretlendirerek önleyici bir rol oynamaları yararlı olacaktır. Sonuç Özgül fobilerle ilgili en önemli sorunların başında birçok hasta ve ailenin bu sorunu hastalık olarak görmemeleri ve bu nedenle yardım aramamaları gelmektedir. Bazen de kişi yardım aramak istediği halde korkusu nedeniyle yardım arayamaz örneğin kan fobisi olan kişinin hastane korkusu yüzünden doktora gidememesi gibi. Bir başka sorun kimi doktor ve psikologların bu sorunlarla başvuran kişilere bu sorunu “kafaya takılmayacak bir şey”, “kişilik yapısı” “huy” vb. olarak tanımlamalarıdır. Ancak özgül fobilerin birçoğu, kısa sürede ve kalıcı biçimde düzeltilebilir. Bu nedenle kendinizde veya çevrenizde gördüğünüz mantıksız korkular nedeniyle bir psikiyatri uzmanına başvurmanız yararlı olacaktır. Korkular, insan hayatını acımasızca kısıtlayan belirtilerdir. Ancak bu kısıtlayıcı zincirlerden kurtulmanız mümkündür. Sürekli ağlayan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğini Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul ağlayan çocuklar konusunda büyüklerin sabırlı olmaları gerekir. Bizim yönümüzden çocukların ağlamasından çok daha önemlisi neden ağladıklarıdır. Neden ağladıklarını bilmeden onlara tepki vermek bizi yanlış yerlere götürecektir. Büyüklerin ilk aklına gelen ağlayacak hiçbir şeyi olmadığı halde ağladığı, bunu şımarıklığından ki şımarıklıktan ağlayan çocuklar da vardır ama tüm ağlamaları hemen bu gruba koyarsak o zaman çocuğumuzu anlama ve ona yardım etme ihtimalini ortadan kaldırmış oluruz. Bu da bizi daha zor duruma sokabilir. Bu yüzden öncelikle iyilikle yaklaşıp ağlama nedenini öğrenmeliyiz. Bu nedeninin bize doğru ya da yanlış gelmesi değil onun bu nedenle ağlaması önemlidir. Bu yüzden de onu ağlatan nedeni ortadan kaldırmaya çalışmalıyız. Ancak kimi zaman alışverişte olduğu gibi istediği olmayınca ağlayan bir çocuğa alınması gereken tavır onun istediğini yapmak değildir. Bunun yerine istediği şeyi yapamayacaksak neden yapamadığımızı uygun bir şekilde ona anlatmamız gerekir. Bunu yaptığımız halde ağlıyorsa o zaman çok üstüne gitmemeli, ağlayarak ilişki kurmasına engel olmalıyız. Ancak bunu yaparken olayı objektif olarak değerlendirmeli, haklı olup olmadığına bakmalıyız. Bize göre haksız bir ağlama onun yönünden haklı olup içli içli ağlamaya devam zaman çocukların haksızlığa uğradıklarında daha çok ağladıklarına inanırım. Böyle bir durum varsa ağlamaları geçmeyecek ve “siz beni anlamıyorsunuz” diye ağlamaya devam edecektir. Bu durumda onu ağlatmak yerine sorunu çözmeye yönelmek, dikkatini başka yöne çekmek faydalı ve babanın tutumu çok önemliAnne ve babanın çocuğun ağlaması konusundaki tutumu da burada önem kazanacak ve ortak dil ile ona karşı konuşmaları daha faydalı olacaktır. Annenin olur dediğine babanın olmaz demesi, babanın kabul dediğini de annenin reddetmesi sadece çocuğun aklını karıştırmayacak, anne ve babanın da davranışlarını ayarlamasını engelleyerek yanlış davranmalarına neden olacaktır. Bütün bunlara dikkat etmek çocukların gereksiz yere uzun süre ağlamalarını engelleyecek, ağlamaları çocukça gözyaşlarının ötesine gitmeyecektir. Anne-babanın yanlış tutumu korkuları kaygı ve korkularını, anne-babanın yanlış tutumu belirliyor. Çocuğun korkusunu ciddiye almamak, onu dinlemek ve sakinleştirmek yerine sorunu görmezden gelmek çocuğun kaygılarını artırıyor. İşe giden bir anne- babanın akşam döneceğini söylemek yerine birden ortadan kaybolması çocukta büyük endişeye yol açıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Mine Elagöz Yüksel, çocukların korku ve kaygılarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin yanlış tutumların etkili olduğunu söyledi. Korku ya da kaygının tıpkı mutluluk, üzüntü, öfke gibi normal bir his olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Biz büyükler gibi çocuklar da kimi zaman özellikle yeni veya bilinmeyen nesnelerden/ durumlardan korkarlar. Özellikle 2 yaş sonrası çocukların çevrelerini ve bununla beraber büyüklere göre yetersizliklerini daha fazla algılamaya başlamaları ile beraber korkuları da artar. Ancak büyüklerin aksine özellikle okul öncesi dönem çocukların gerek kendini ifade etmekteki yetersizlikleri, gerek hayal dünyalarının zenginliği, gerek zihinlerinde soyut kavramları bütünüyle algılayamamaları korkularıyla “normal” olarak baş edememelerine sebep olmaktadır” diye konuştu. Tırnak yeme belirti olabilir Mine Elagöz Yüksel, “Çocuğun kaygı duyduğu, çoğu zaman korktuğunu dile getirmesiyle net olarak anlaşılabileceği gibi kimi zaman tırnak yeme, okula gitmek istememe, inatçılık, içe kapanma ve hatta karın ağrısı gibi dolaylı belirtiler ile de karşımıza çıkabilir” uyarısında bulundu. Çocukların yabancı bir kişi, yüksek ses, hayvanlar, havuz gibi var olan durumları tehdit olarak algılayabildiklerini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, şunları söyledi “Çocukların hayal dünyaları oldukça zengindir Korsanlar, canavarlar, uzaylılar onları sıkça hayallerinde ziyaret ederler. Hayatlarında onlara endişe verecek olaylar yaşanıyor olabilir Ayrılık, tıbbi müdahale, taşınma vb. Okul öncesi dönem çocukları oldukça kolay etkilenebilmekte olup ailenin ve arkadaşlarının korkuları kendisine “bulaşabileceği” gibi televizyon karakterlerinden, abla/abilerinin korkutmalarından etkilenebilirler. Bununla beraber şahit oldukları belki sadece duydukları bir şey korkmalarına sebep olabilir. Korkular zaman zaman şiddetlenebilir, örneğin en sık yaşanan korkulardan biri olan ayrılık anksiyetesi 1-3 yaş arası en yoğun olmakla beraber, daha büyük yaşlarda da okula başlama, farklı bir yerde konaklama gibi tetikleyiciler ile tekrar başlayabilir.” Çocukların korkularıyla alay etmeyin Ailelerin istemeden bazı yanlışlarla çocuğun kaygısını arttırdıklarını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Bir ebeveyn korkuyu bir zayıflık belirtisi olarak görebilir, bunun sonucu alay etme, küçümseme olabilir, örneğin Erkek adam korkar mı?’ söylemlerine rastlamaktayız. Ailelerin çocuğun kaygıları nedeniyle ağlamasına tahammül edememeleri, sabırla beklememeleri sık karşılaştığımız bir durum. Mesela ayrılma korkusu yaşayan çocuğun ailesinin ayrılırken örneğin işe giderken döneceklerini söyleyerek vedalaşmak yerine bir anda ortadan yok olması daha sonra çocuğun kaygılarının artmasına neden oluyor” diye konuştu. Hemen müdahale etmeyin Kimi ailenin çocuğu korkutarak söz dinlemesini sağlamaya çalıştığını, kimi ailenin ise kendi korkuları nedeniyle çocuklarını oldukça sakınarak yetiştirmeye eğilimli olabilidiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel “Örneğin korktuğunu ifade etmeyen ve ağlamayan bir çocuğa korkmuştur diyerek müdahalede bulunulabilir. Her iki yaklaşım da çocuklarda kaygıyı arttırabilir. Çocuk her problem yaşadığında müdahale edilmemeli, yardım talep etmesi beklenmeli ve çocuk yapabileceği şartlarda desteklenmelidir. Çocuğa dini eğitim yaşına uygun verilmelidir, örneğin soyut kavraması yeteri kadar gelişmemiş bir çocuğa cinlerden bahsetmek yahut korkulu masallar anlatmak kaygının artmasına neden olabilmektedir” uyarısında bulundu. Korkan çocuğa nasıl yaklaşılmalı? Her çocuğun farklı ve özel olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun korkuyla başa çıkmasında kullanılacak yöntemleri de şöyle sıraladı “Bazı çocuk korkmaya daha yatkın olurken bazı çocuk daha cesaretli ve atılgan olabilir. Öncelikle aile çocuğa saygı duymalı ve onu kabullenip beklentilerini çocuğa göre ayarlamalıdır. Korkusu olan çocuğu zorlayarak ya da ısrar ederek korkuyla yüzleştirmeye çalışmak genellikle korkunun artmasına ya da yer değiştirmesine neden olur. Örneğin yabancı bir çocuktan ya da büyükten korkmuş bir çocuk onunla tanışmaya /oynamaya zorlanmamalıdır. Çocuğun alışması için gözlem yapmasına olanak sağlamak yeterli olabilir. Sarılmak, sırtını okşamak gibi fiziksel temaslar çocuğu oldukça rahatlatacaktır. Sakin bir ses tonu kullanarak korktuğunu anladığınızı gösterebilirsiniz. Çocuğun anlaşıldığını hissetmesi kendini ifade etme isteğini de arttıracaktır. Korkusu olan çocuğa ağlama’, geçer’ ya da korkma’ demek fayda etmez.” Kaygıları yatıştıran en önemli unsurun düzenli ve tahmin edilebilir bir hayat olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Bu nedenle değişik bir yere gidileceği zaman önceden haber vermek, o yeri anlatmak, belki yanında çok sevdiği bir oyuncağını da bulundurmak faydalı olabilir. Unutmamalıyız ki çocukların hayal dünyası kullanabildikleri kelimelerden daha geniştir. Bu nedenle bazen çocuğun yerine korkuyu adlandırmak gerekebilir. Çocukların yaşları küçüldükçe oyun konuşmaktan daha etkili olabilir. Bol kahkahalı saklambaç, ce-e gibi oyunlar ayrılık kaygısını yenmekte faydalıdır” diye konuştu. Oyun yöntemi kullanılabilir Ailenin de hayal dünyasını kullanması gerekebildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Örneğin şimşeklerden korkan bir çocuğa, bu şimşekleri bir kralın yarattığı bir hikaye anlatılabilir. Ya da canavarlardan korkan bir çocuğun eline “canavarsavar” verilebilir. Özellikle yaşanan bir olay sonrası başlayan korkularda bebeklerle- peluş oyuncaklarla kurulan canlandırmalar, yaratılan hikayeler çocuğun korkusunu atlatmasına yardımcı olacaktır. Bunlarla beraber çocuğun televizyonda izlediği içeriğin ailenin kontrolünde olması, etkilenebileceği içeriklerden uzak tutulması gereklidir” uyarısında bulundu. Hayatının akışı etkileniyorsa uzmana danışılmalı Okul öncesi dönem korkularının çoğunun gelişimsel olarak normal kabul edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun hayatının akışı etkilendiğinde mutlaka uzmana danışılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı “Eğer ebeveynleri bu durumun normal olmadığını hissediyorsa, çocuğun bir travma sonrasında 1 ay geçmesine rağmen etkilenmesi devam ediyorsa, korkuları çocuğun arkadaş edinmesini engelliyorsa, okula gitmesine engel oluyorsa, uykudan uyanma, gün içi başka davranış problemleri yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta fayda olabilir. Öncelikle bir çocuk-ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından durumun saptanması ve sebeplerinin araştırılması önemlidir. Örneğin okul reddinin altta yatan nedeni, okulda yaşanan bir durum olabileceği gibi ayrılma kaygısı da olabilir. Okul öncesi dönem korkularının tedavisinde sebebe yönelik aile eğitimi ve çocukla terapi ön plandadır.” Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İlgili sayfada tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğeler yer almamaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz. Depresyon depresyon depresyon Hastayım rapor alamıyorum Yarın ne olacak, bizi ne bekliyor Çocuğuma sarılırken çok tedirginim. Ama uzak tutamıyorum, çünkü çok küçük. ASM’ye hasta gelince sinirleniyorum. Hastalara eskisi gibi sabırlı ve ilgili değilim. Salgın dışı her konu önemsiz geliyor ki haksızım/haksızız bu konuda bence. Salgını önlemek adına ya da hastaları tedavi etmek adına elimden birşey gelmemesi canımı sıkıyor. Halkı mı, kendimi mi, sevdiklerimi mi koruyacağım şaşırdım. Öz bakım kalmadı. Aynaya bakmadım günlerdir. Maske takılı diye su içmeyi unutuyorum. Ellerim soyuldu sabun ve dezenfektandan. Sürekli Üst değiştirmek ve bunu yaparken bile kaygı duymak kötü bir duygu Evde ki yiyecek lokanta bulamıyorum. Evde yalnız olmak da zor. Okullar kapanınca çıkma yasağı olmadığı için 7 yaşındaki kızımı ASMye götürmek zorunda kalıyorum… Ya kızıma virüs bulaşırsa korkusu yaşıyorum. Çocuk nereye dokunsa ona bağırıyorum.. Sinirlerim gerildi. Hafta sonu da yurtdışından giriş takibi için evden çalışıyorum. İlk karışılacak personele Ffp3 maske korur bilindiği halde uyduruk cerrahi maske verilmesine kızıyorum… Sözleşmeli personel olmanın stresini yaşıyorum. Hastalanırsam veya şüpheli temas olur da karantinaya alırsam maaşım kesintiye uğrarsa naparız… Ölürsem kızım nolcak.. yıldır SAHU için uğraşıyorum.. 45 yaşındayım şurada kaldı 5 ay.. Ölmeden uzman olabilecek miyim… gibi anksiyeteler yaşıyorum. Muayenehanemi kapatmak zorunda kaldım. Para kazanamıyorum, çok borcum var Öfke! KKEsız çalıştırılmaya, evde kalmayı bile beceremeyenlere hatta sıkıldığını söyleyenlere, güvenilmez sayılara, alkışla gaza getirme çabalarına, seçtiğimiz hayata… Öfke! Aile hekimi olarak hiç sayıldım. Gözden çıkarıldığımızı düşünüyorum Çocuklarıma sarılırken içim eziliyor. Bir mahalle ötemdeki annemle babamla görüşemiyorum Günlük ASM rutininden çok daha yıpratıcı ve zor triaj yaparak çalışmak, insanlara durumu anlatmak. 2 gündür hiç çıkmayan tansiyonum yüksek. Bir de evdekileri çocukların isteklerini al iş çıkışı. Anne babanın ihtiyaçlarını alıp kapıdan bırak iş dönüşleri de daha yorucu hale geldi Anksiyete düzeyim arttı. Çabuk öfkeleniyorum. Antidepresan dozumu arttırmayı düşündüm. Okul tatil oldu oğluma yarım gün yardımcımız bakıyor. Yarım gün komşuda Sevdiklerim yakınlarım endişe duyduğu için her gün arayıp kontrol ediyoruz karşılıklı olarak…avukat arkadaşlarla vasiyet konusunu arkamızda bıraktıklarımız için neler yapmamız gerektiğin dahi planlamaya çalışıyoruz sevdiklerimizi bir daha görememe endişesi taşıyoruz 3 çocuğum var, salgından dolayı yardımcı alamıyorum, ev temizliği, yemek hazırlama yoruyor. 53 yaşındayım, aritmim var, eşim anestezist ve reanimasyonda çalışıyor. Zor bir süreç, anksiyetem arttı İste çalışıp eve gidince çocuklardan uzak durmak yerine bir de onların dersini yaptırıyorum. İzlemediği videonun peşine düşüyorum. Çocuklarıma bakacak birilerini arıyorum. Ankete yanıtların bir kısmını yukarıda okudunuz. Tüm gelen yorumlar ise anket verilerinin altında görebilirsiniz. Salgının başladığı günlerde gelen bu yanıtlar neredeyse her şeyi anlatıyor. Korku, endişe, hastalanma ve hastalığı bulaştırma korkusu ve bunun yansımaları. Bir kenarda bırakılmış, salgının tozu dumanı içinde yolunu bulmaya çalışan birinci basamak çalışanları. Salgını hastanede yönetmeye çalışan tedavi edici bakış sadece toplumu değil, toplumun en yakınındaki birinci basamak çalışanlarını da fırtınanın içinde bırakmış durumda. Anketi 23-28 Mart günlerinde Corona virüs salgınının hızlı çıkış yaptığı günlerde 440 kişi yanıtladı. Toplum elbette Bakanlığın açıkladığı sayılar kadarını biliyor ancak sağlık çalışanları her gün hastaları görüyor, hastanelerin ne kadar hızlı dolduğunun farkında, koruyucu ekipman eksikliği hepimizin gündeminde. Bir yandan hastalık ile ilgili bilgileri takip ediyor, hastalığın seyrini, tedavisinde ve yönetiminde yapılabilecekleri tartışıyoruz. Bu salgını kötücül örnekler gibi olmadan alt etmenin yolunu arıyoruz. Ancak hepimizin bildiği bir şey daha var ki bu büyük mücadelede virüs sağlık çalışanlarını kendine asıl hedef seçmiş gibi duruyor. Hastalanma oranları da, hastalığı ağır geçirme riski de sağlık çalışanları için daha fazla. Koruyucu ekipman eksikliği ve virüs ile daha sık karşılaşmamız bunda etkili oluyor. Yoğun kaygı ve stresin bağışıklığımızı da düşürdüğünü söylemek mümkün. İlaçlar sınırlı, aşı çalışmalarının hedefine ulaşması için daha çok zaman var. Toplumun çoğunluğu gibi biz de endişeliyiz, kendimiz için, sevdiklerimiz için. Bu endişenin sonuçlarını göstermek için aile hekimlerine sık kullandıkları sosyal medya mecralarından 4 soru sorduk. İlk iki soru; iki hafta öncesine göre kıyaslarsanız ağlıyor musunuz ve uykunuz nasıl? 3. soru kendileri ve sevdiklerini korumak için neler yapıyorlar? Son olarak da salgın nedeniyle gündelik hayatımıza eklenen sıkıntıları yazmalarını rica ettik. 440 kişinin yanıtladığı ankette 252 kişi 4. ve son soruya uzun uzun sıkıntılarını yazdılar. Bu bile başlı başına bir veri. Yaptığımız hemen hiçbir ankette katılımcılar görüş ve önerilerinin sorulduğu son soruya bu kadar etkin bir katılım göstermediler. Daha önce ağlamadığınız halde salgın sürecinde hiç ağladığınız oldu mu? 5imizden 2si daha önce ağlamazken ağlamaya başlamışız. Kaygı ve endişe ile çalışmanın bir sonucu olmalı 2 hafta öncesine göre uyku düzeninde değişikliğiniz oldu mu? Bu soruda sonuçlar çok daha ağır. Üç kişi yan yana gelirsek ki o da çok mümkün gibi değil, bilin ki ikisinin uyku düzeni bozulmuş durumda. Coronavirüs salgını gündelik ev yaşamınızda değişikliğe neden oldu mu? Bu soruda birden çok seçeneğin işaretlenebildiği 8 seçenek ve yanıtlayanların kendi yaptıklarını ekleyebilecekleri diğer seçeneği vardı. Hemen hepimiz evdekilerle teması azaltmışız. %70 ile en sık yanıtlanan seçenek bu olmuş. Kalanlarımız da evde yalnız ya da bir başka sağlık çalışanı ile yaşıyor muhtemelen. Yaşlı ya da risk grubunda olanları evden ayıran kişi sayısını da bu şekilde düşünmek gerek katılımcıların %32’si bu seçeneği işaretlemiş. Çocukları ile sarılma ve onları öpmeyi kesen oranı ise %44. Kalanların da ya çocuklar ayrı bir evde ya da şu an çoçukları yok. Kendini ayrı odaya alan oranı %12, evden ayrılan oranı ise %5. Salgın arttıkça bu oran belki değişecek. Ankete gelen yanıtlar. Anksiyöz bir ruh halim var Kaygı bozukluğu, kronik baş ağrısı Kaygı bozukluğu, hijyen takıntısı Dezenfeksiyon ritüelleri Eş dostla özellikle karşılaşmıyorum. Tam bir sosyal izolasyon. Endişe artışı ve belirsizlikler Enfeksiyona yakalanmaktan korkuyorum. Onun haricinde hayatım kolaylaştı. Survival life yaşadığımız için. Zaten ben yaşamıyormuşum. ! Sürekli bir gerginlik endişe, halkın vurdumduymazlığı, giderek artan paranoya. Ortada somut ne tedavi verisi ne koruyucu önlem. Birinci basamak hoş basıla basıla düzlenmedik yeri kalmadı diye bir olgunun bakanlık bilim kurulu ve dahi uzman hekimlerce hiç bilinmediği ve hal böyle olunca halktan da beklemenin anlamsız olduğu ortaya bir kez daha çıktı. Hastanelerde polikliniği kapatacaksın poliklinik yap diyeceksin sonra halka evde kal diyeceksin. Uzar gider neyse….. KRONİK HASTALIĞA RAĞMEN HASTA BAKMAK ZORUNDA KALMAK EN BÜYÜK SIKINTIM. ASM’ye hasta gelince sinirleniyorum. Hastalara eskisi gibi sabırlı ve ilgili değilim. Salgın dışı her konu önemsiz geliyor ki haksızım/haksızız bu konuda bence. Salgını önlemek adına ya da hastaları tedavi etmek adına elimden birşey gelmemesi canımı sıkıyor. Endişe Anlamsız hasta ve mudurluk isteklerine cevap vermek koruycu malzeme aramak Her saat başı bakan konuşacak mı diye TVyi açıyorum, Salgın takip programlarının sitelerini f5 ile yeniliyorum Çamaşır yıkamak…çamaşır yıkamak….banyo almak…banyo almak…çamaşır yıkamak…. Güvensizlik, aşırı endişe, defolup gitmek Panik atak uykusuzluk bakanlığın akla mantığa uymayan izlem istekleri koruyucu malzeme verilmeyişi Sosyal medyaya maruz kaldıkça omzumda yük biniyor sinirli bir adam oluyorum.. İzlemedikçe iyiyim Konsantrasyon güçlüğü, hiçbir şey yapmadan uyuma isteği duyma Bu kadar temizliğe dikkat etmek yoruyor hasta sayısı azaldı ama corona nedenli asm ve evde aldığımız önlemleri uygulamak yeni düzene adaptasyon yoruyor daha stresliyim panik olmamaya çalışsam da sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya çalışsak da bir yandan yeni verileri haberleri takip etmek durumundayız bu da yorucu sürekli veri bombardımanı daha fazla sorumluluk hissediyorum evde ve işte oğlanı evde zaptetmek zor çocuk enerjisini atmak istiyor iş dışında fırsat buldukça gezerdik doğada açık alanda geçirirdik vaktimizi bunu yapamak da ek stres oluşturuyor ailemizde Halkı mı kendimi mi sevdiklerimi mi koruyacağım şaşırdım. Devlet tarafından yok sayılmak da işin cabası Sürekli yayınlar ve algoritma takibi ,ve uygulamalar Karantinadayım Tedirginlik, huzursuzluk, sinirlilik Sürekli endişe içindeyim, çocuğum yurt dışında ve ne zaman geleceğini öngöremiyorum, hayatımın kontrolünü kaybettiğimi düşünüyorum Biraz gergin hissediyorum, kronik hastalığım yok, şükür, eşim sigara kullandığından bir miktar ona bulaştırma korkum var, her gün İstanbul’da ki oğlumu arıyorum, zaten arardım, sıklığında bir değişiklik olmadı Tek başıma yaşıyorum. Her gün eve girer girmez üstümdekiler yıkanıp havalandırılıyor, ben hemen duş alıyorum. Telefonumu günde 10 defa dezenfektan ile siliyorum. Ellerimi 10 dakikada bir evde bile olsam 1 dakika boyunca yıkıyorum. Öz bakım denen bir şey kalmadı. Aynaya bakmadım günlerdir. Maske takılı diye su içmeyi unutuyorum. Günlük telefonla geçirdiğim vakit arttı. Her gün coronavirüs hakkında gelişmeleri takip etmek için 2 saat ayırıyorum. Daha düzenli besleniyorum. Gıda takviyesi kullanmaya başladım. Stresten hep bir baş ağrısı halim var, ancak aşılmayacak sorunlar değil. Bazen kendi kendime konuşuyorum. Daha çok çamaşır ve el yıkamak Bulaş korkusu ve eve taşıma korkusu Kendimi değersiz hissediyorum Tüm çevredekiler için devlet önlem alırken, bizlere hala cari ödenek muhabbeti yapmaları hiçbir önlem almamaları çok ironik. Bu bir PANDEMİ bunun farkına varılmış olunması gerekir. En üst düzey tedbirler olması gerekir ki virüsü dağıtan bizler olmayalım Umutsuzluk Ellerim soyuldu sabun ve dezenfektandan. Sürekli Üst değiştirmek ve bunu yaparken bile kaygı duymak kötü bir duygu Maske ve koruyucu ile çalışmak eski gündelik alışkanlıklardan kopmak zor geliyor Ve tabi ki stres… kronik hastalığım var ve çalışıyorum” İç sıkıntısı, belirsizlik… ne diyeyim Emrah hocam. Kendimi aslanın önüne atılmış gladyatör gibi hissediyorum, ama elimde tenekeden bir kılıç var. Sürekli haber ve whatsapp takip ediyorum. Koruyucu malzeme peşine düştüm başka bir şey düşünemez oldum “Evde ki yiyecek lokanta bulamıyorum. Evde yalnız olmak da zor.” Taşikardi, fazlasıyla ekran maruziyeti, anksiyete, hijyen kaygısı, devlete olan güvensizlik nedeniyle ekstra anksiyete Is yerinde stres korku Evde yoruluyorum ev isleri Kaygı, huzursuzluk Psikolojik olarak çok ağır günler geçiriyorum. Korku endişe obsesif davranışlar Çok kaygılıyım, gerginim, mutsuzum Sosyal yaşamım kısıtlandı, kitap okuyamıyorum ve hiç olmadığım kadar anda olmaya başladım Temizlik obsesyonları gece uyanma Sürekli mutsuz hissediyorum Ellerim aşırı yıkama ve dezenfektana bağlı yıprandı, spor imkanım kısıtlandı. Bakanlığın verdiği mantıksız bir sürü angarya Hem korunmaya çalışmak hem hasta bakmak çok yorucu. Sevgilimi göremiyorum Okullar kapanınca çıkma yasağı olmadığı için 7 yaşındaki kızımı ASMye götürmek zorunda kalıyorum… Ya kızıma virüs bulaşırsa korkusu yaşıyorum. Çocuk nereye dokunsa ona bağırıyorum.. Sinirlerim gerildi.. Hafta sonu da yurtdışından giriş takibi için evden çalışıyorum. İlk karışılacak personele Ffp3 maske korur bilindiği halde uyduruk cerrahi maske verilmesine kızıyorum… Sözleşmeli Aile Sağlığı personeli olmanın stresini yaşıyorum. Hastalanırsam veya şüpheli temas olur da karantinaya alırsam maaşım kesintiye uğrarsa naparız… Ölürsem kızım nolcak.. yıldır SAHU için uğraşıyorum.. 45 yaşındayım şurda kaldı 5 ay.. Ölmeden uzman olabilecek miyim… gibi anksiyeteler yaşıyorum. EVE GİRİŞ ve ÇIKIŞLARIMIZ DAHİL HER AŞAMADA PARANOYAK OLMAYA BAŞLADIK. ÖZELLİKLE ANNE VE BABANIN SAĞLIK ÇALIŞANI OLDUĞU EVLERDE DURUM BİRAZ DAHA KARMAŞIK VE ZOR. BAKICIMIZIN BILE EVE GELMESINI GELIRKEN NEKADAR DIKKATLI DAVRANDIGINIKIMLERLE TEMAS ETTIGINI BILEMIYORUZ. ÇOK KAYGILI VE STRESLIYIZ. Ev hastane döngüsünde olmak yordu Mutsuzum ve kaygılıyım Depresyon Yaşlı anneme bulaştırmamak için kafayı yemekle meşgulüm. KKE maske ve dezenfektan peşine düşer olduk Özel sektördeyim iş bırakmaya zorlama Çaresizlik Anksiyete, bulaşma korkusu yakınlarına bulaştırma korkusu organizasyon bozukluğuna bağlı ne yapacağımı bilemene “Sinir stres kaygı bozukluğu ölüm korkusu” Ellerde yıkamaktan dermatit oldu. Genel sosyal kısıtlanma. “Malzeme yetersizliğinden ölüp gideceğiz eşşek cennetine. Stres, uykusuzluk. Ht. çarpıntı, dermatit, gözlerde yanma.” Yoğun stresli çalışma hayatı dinlenmeye vakit bulamama Kendimi virüsten evdekileri kendimden korumaya çalışıyorum Sık yıkama, sakınma, izolasyon ve ufukta görünen fazla çalışma, hastalanma ihtimalinin sebep olduğu anksiyete… Kimseyle temas kurmamaya çalışıyorum. Psikolojim bozuldu, yetkililer tarafından yeterince açıklama yok, kendimizle baş başa kaldığımızı düşünüyorum Kıyafetler ev içi ev dışı ve iş kıyafetleri olarak ayrıldı. Eve girerken tüm dezenfektanları kullanıp öyle giriyorum. Maske takmak yüzünden kulaklarım yarım santim aşağı düştü ve kulak kepçelerim ağrıyor. Eş dost ile m mesafeli oldum belki de iyi bi şey. Burnum markanın kokusuna hâlâ alışmadı, midemi bulandırıyor artık. Tüm ev dışı işler bende alışveriş çöp dökme vs “Korku kaygı seviyem arttı Daha çabuk öfkeleniyorum” Dışarı çıkamıyorum, çok mutsuzum kendimi abur cubura verdim. TV izlemekten başım ağrıyor, yazı okumaktan gözlerim daha da bozuldu. Öz bakımım iyice azaldı. Bakanlığın saçma kararlı, zır cahil doktor arkadaşlarımız, hiçbir şey bilmeyen hastalar yakınları, umursamaz tavırları Operasyonlar ve bilinmezlik. Üst kurumumla strateji belirleyememek. Mutsuzum Eşim obsesif oldu. Ona üzülüyorum Kaygı bozukluğu oldu. Çoçuguma sarılırken çok tedirginim. Ama uzak tutamıyorum, çünkü çok küçük. Sabun deterjan allerjim vardı Dermatit oldum. Rahatsızlıklarım vardı hepsi ertelendi Nereye dokunacağımı şaşırdım. Muayenehanemi kapatmak zorunda kaldım. Para kazanamıyorum, çok borcum var Dışarı çıkmıyorum Anksiyete, aileme virüs taşıma korkusu Anksiyete Öfke! KKEsız çalıştırılmaya, evde kalmayı bile beceremeyenlere hatta sıkıldığını söyleyenlere, güvenilmez sayılara, alkışla gaza getirme çabalarına, seçtiğimiz hayata… Öfke! Obsesyon Herkesten şüphelenir oldum. Bu işin yurtdışı bağlantısı kalmadığını herkesin serseri mayın gibi dolaştığını düşünürsek bir sürü vaka ve bulaştırıcının aramızda olduğunu yaygın test yapılamadığı için de artarak devam edeceğini düşünüyorum. Resmen paranoyak oldum Korku gerilim Malzeme bulma stresi, halkı uyarma yükümlülüğü ve ikna edememe, benim hastanemde olmasa da yöneticilerin bakanlığa hoş görünmek için malzeme var her şey yolunda taklidi yapması, paramı malzemeye harcamak, çalıştığım ortamın dezenfekte olduğuna inançsızlık, evimde çok az vakit geçirmek, Bilgi kirliliği, eve girişimin büyük merasim olması, okumaktan ve yoğun çalışma koşullarından sağlıklı beslenememek, almamız gereken tedbirlerle ilgili yetkili kurumların bilgilendirme ve eğitim yapmaması, ekipman sağlamaması, hala sokağa çıkış yasağı gelmemesi, doğru kuşanamadığım için hastaları enfekte ediyor olmam, iş akışının aksaklığı, interdisipliner çalışama, branş derneklerinin olan bitenden-sahadan habersiz Kılavuz yayınlaması, hala sağlık çalışanlarını taramak amacıyla test gelmemiş olması, varolan testin vakaları saptamada yetersizliği, formaların hastane tarafından sağlanmaması ve hastanede yıkanmaması nedeniyle araç ve evde de kontaminasyon, izole ve normal servisler dışında şüpheli vakalar İÇİN ara servisler oluşturulmaması, hastanede uzun mesailer nedeniyle duş ve dinlenme mekanları yaratılmaması, doğum ve acil ameliyatlar İÇİN ayrı bir hastane tayin edilmemiş olması, açıklanan vaka sayılarının yanlış olması, tüm paramı malzemeye yatırıp parasız kalmak, hastane yemeklerinin berbat olması nedeniyle dışarıdan kontamine olma riski yüksek Gıda tüketmek zorunda kalmak, eksiklerimizi bakanlığa belirttiğimiz halde gelişmelerin kağnı hızıyla olması, bakan ve yardımcılarının sahada durumu değerlendirmemesi, Ateş Hoca gibi sahada bulunmayan insanların gerçekle bağdaşmayan çarpık yorumları ile halkı ve bakanlığı yanlış yönlendirmesi, enfeksiyon uzmanlarının sahadan kaçması, hala hastaneler önüne triaj çadırları kurulmamış olması ve hınca hınç hastane koridorlarında artan bulaş, yoğun bakımlarda Ve ameliyatlarda ventilatör valvlerinden kaçak nedeniyle kontaminasyına önlem alınmaması, bu teçhizatlar hakkında yetkili branş ya da birimlerin eğitim vermemesi ve klavuz yayınlamaması, profilaksi amaçlı kullanmak isteyen hekimlere plaquanil verilmemesi…. saymakla bitmez !!!! İyice kendimizi yalnız kimsesiz hissediyorum.. Migren denen illet halen devam ediyor. Malzeme temini, stresli olmamız, hastalarla onların güvenliği için savaş verme Koruyucu malzeme tedarik edebilme sıkıntısı ve çocuklarıma veya yakınlarıma bulaş sebebi olur muyum sıkıntısı. Depresyon Fiziksel mesafenin ötesinde sosyal mesafe arttı. Yeme-içme en büyük sorunum oldu. Spor yapamıyorum. İnsanların akil almaz vurdumduymazlığı Büyüklerimizle görüşememek. Onların manevi ihtiyaçlarını karşılayamamak. Bir belirsizlikte yaşamak. Arkadaşlarla karşılaştığımızda uzak mesafeden maskeyle konuşurken hissettiğim garip bir boşluk. Evet bizim koruyucularımız fakat içinde zor nefes aldığım maske ve ellerimde egzema oluşturan eldivenler epey bir zorluyor. Sosyal izolasyon sonrasında yaşanan durumlar ile ilgili net cevapların olmaması ve hastaların bizden %100 net çözümler beklemesi. Büyüklerimizle görüşememek. Onların manevi ihtiyaçlarını karşılayamamak. Bir belirsizlikte yaşamak. Arkadaşlarla karşılaştığımızda uzak mesafeden maskeyle konuşurken hissettiğim garip bir boşluk. Evet bizim koruyucularımız fakat içinde zor nefes aldığım maske ve ellerimde egzema oluşturan eldivenler epey bir zorluyor. Sosyal izolasyon sonrasında yaşanan durumlar ile ilgili net cevapların olmaması ve hastaların bizden %100 net çözümler beklemesi. Sürekli watsup i takip etmek durumunda kaldığım için gündelik yaşantım ve sorumluluklarım aksadı Kaygı bozukluğu İş giyinme hijyen saplantısı gündelikçi almıyorum ev işi yemek derdi aşırı yorgunluk maddi olarak koruyucu ekipman masrafı eşimle çatışma Durmadan el yıkamaktan derim haşat oldu. Çamaşır suyu ile fazla mesaiden astımım azdı. El kuruluğu Dışarı kıyafetleri her eve girişte yıkanıyor, dokunma sarılma ortadan kalktı, aynı eğitim cümlelerini binlerce kez tekrarlama psikoz gelişti. Moralim aşırı bozuk pozitif olma imkanım yüksek eşimin iş yeri kapalı covidle mücadele için. Ve angarya üstüne angarya bunları yapmaya aşırı hevesli hekimler iç sıkıntım ara sıra değiyor Aile hekimi olarak hiç sayıldım. Gözden çıkarıldığımızı düşünüyorum Enerjim düşük ve daha huysuz oldum İşe girişte ve çıkışta kıyafet değiştirmek, maske wldiven sürekli takmak ayakkabıları kapının önünde bırakmak Anksiyete. Yöneticilerin umursamaz tavırlarının verdiği berbat his Stres okb Korku Çarpıntı, gerginlik hali Kaygılıyım öfkeliyim sürekli. Zamanında alınamayan önlemler 1. Basamağın yaptıklarının göz ardı edilmesi ve benzeri birçok nedenle. Kendimi boşlukta hissettim biraz da keyfim kaçtı psikolojik olarak Stres, zarar görme ve yakınlarına zarar verme korkusu, anksiyete.. Eve girip duş alana kadar temas ettiğim her şeyden sonra el dezenfektanı kullanır oldum. Diğer insanları özellikle 1 metreden kısa mesafeye girmeye teşebbüs edenleri düşman gibi görüyorum. Sürekli, ölürsem aileme ne olacak korkusu var. Genel olarak depresif bir ruh halindeyim. Başka şeylere dikkatimi verememek, hiçbir şey yapmak istememek, işe geç kalmak, unutkanlık tavan…. Çocuklarıma sarılırken içim eziliyor. Bir mahalle ötemdeki annemle babamla görüşemiyorum. Hastalığı sevdiklerime taşırsam korkusu beni mahvetti. Gündelik hayatım diye bir şey kalmadı Daha çok evde kalmak Günlük ASM rutininden çok daha yıpratıcı ve zor triaj yaparak çalışmak, insanlara durumu anlatmak. 2gündür hiç çıkmayan tansiyonum yüksek. Bir de evdekileri çocukların isteklerini al iş çıkışı. Anne babanın ihtiyaçlarını alıp kapıdan bırak iş dönüşleri de daha yorucu hale geldi Daha bir hijyenik olduk sanki. Evde kalmak aile bağlarının kuvvetlenmesine vesile oluyor belki ama bu aralar hanımla daha az takışır olduk her nedense… Bide tabi çocukların okul mevzusu var. Eğitim işi ciddi bir iş gerçekten hafife alınmaması gerekiyormuş bu vesileyle bunu da öğrenmiş olduk. Gerginlik. ASM hekimiyim. Koruyucu malzememiz yok. Yalan söyleyen ya da umursamayan bir hasta nedeniyle ne zaman hasta olacağım korkusu var. Ailemden uzaktayım onların yanına tekrar gidebilecek miyim bilmiyorum… Kapıdan giriş işlemlerim yaklaşık 10 dk sürüyor. Alış veriş sürem kısaldı evde yerleştirme sürem 5 katına çıktı. Klor solumaktan boğazım acıyor sonra covid mi acaba diye endişeleniyorum Daha çok temizlik yapmaktan ellerim nemlendiriciye cevap veremeyecek kadar kuru Günlük 2 saatim üzerimdeki eşyaları giymek, çıkarmak, temizlenmekle geçiyor. Günlük yürüyüşlerimin olmaması fiziksel ve mental olarak rahatlamamı engelliyor. Çocuğuma sarılacağım zaman 2 kez düşünüyorum. Gereksiz insanlarla diyalog kurmamak ise işin artısı Korku eklendi endişe yakın gelecek korkusu Hastaların artan anlayışsızlığı, kitap okuma fırsatım olmadı 2 haftadır, çocuğumu parka götürememek. Çalışma ortamında belirsizlik can sıkıcı. Ne yapılacak nasıl bir yol alınmalı tane tane biz sağlıkçılara anlatılmadı vs vs Obsesif kompulsif oldum her şey virüslü gibi geliyor çocuklarıma büyüklerine sarılamıyorum yanaşamıyorum. Öğlen arası dahil ASMdeyim iştah kalmadı “çaresizlik içindeyim çevremde her türlü insan var. Aldığım tedbirlerim her an boşa çıkabilir” İşten çıkıp, hiçbir yere uğramadan eve gidiyorum, koruyucu ekipmanlarım olmadığı için kendi imkanlarımla önlem aldığım için taşıyıcı olma durumuma karşın bulaş söz konusu olabilir diye duş alıncaya kadar insanların olduğu alanlara gitmiyorum. Anksiyete düzeyim arttı. Çabuk öfkeleniyorum. Antidepresan dozumu arttırmayı düşündüm. Okul tatil oldu oğluma yarım gün yardımcımız bakıyor. Yarım gün komşuda Güvende hissetmeme, hasta olma korkusu, yakınlarını kaybetme korkusu, sevdiklerini bir daha görememe endişesi, onlara yardım edememe endişesi ve bunlarla beraber artan çamaşır suyu, dezenfektan kullanımından dolayı nefes darlığı, öksürük, obsesif düşünceler, artan el yıkama ve çamaşır yıkama …. Kalp çarpıntısı, göğüste sıkışma, sinirlilik Hiçbir şeye dokunamıyorum. daha sık el yıkıyorum. Gerginlik stres öfke Öfke gerginlik daha az konuşma Daha gerginim. İşe odaklanamıyorum Stres arttı. Herkes potansiyel corona .Ailemizi ve kendimizi nasıl koruyacağımı bilmiyorum. Sevdiklerimi görememek ve onları kaybetme korkusu Okul tatil, büyükanneler risk grubu, anne ve baba doktor olduğu için çocuk tek başına kalıyor Endişe Çevreye ve yüze Dokunma anksiyetesi Günlük hayatımın her noktasında sıkıntı yaşıyorum, işe geliş gidiş, alışveriş yerinde koruyucu ekipman ve dezenfektan sıkıntısı yaşıyoruz. Asm’de ateşli olguları diğer hastalardan ayıracak alan bulamıyoruz. Sevdiklerim yakınlarım endişe duyduğu için her gün arayıp kontrol ediyoruz karşılıklı olarak…avukat arkadaşlarla vasiyet konusunu arkamızda bıraktıklarımız için neler yapmamız gerektiğin dahi planlamaya çalışıyoruz sevdiklerimizi bir daha görememe endişesi taşıyoruz KORKMUŞ İNSANLARLA UĞRAŞMAK EN ÇOK ZAMAN ALAN İŞİMİZ OLDU Geleceğin belirsizliği kaygısı Telefonlarım günün her saati çalıyor sorular bitmiyor Bilgi kirliliği ve Ülkeyi yönetenlerin önlem almada yetersiz kalması. Aile hayatımız bozuldu resmen ASM şartlarında kullanabileceğimiz ekipman eksikliğinin verdiği bir anksiyete oluyor. “hanımın eline düştüm. durumum çok kötü. 400 tl su 350 tl elektrik faturası geldi. duvarları dahil yıkadı” 3 çocuğum var, salgından dolayı yardımcı alamıyorum, ev temizliği, yemek hazırlama yoruyor. 53 yaşındayım, aritmim var, eşim anestezist ve reanimasyonda çalışıyor. Zor bir süreç, anksiyetem arttı Geleceğe güvenim kalmadı. Asosyallik Pozitif miyim şüphesi MAske ile yaşamak ve sürekli her yerde virüs var mı diye düşünmek İki haftadır gülmediğimi fark ettim Çocuklarıma sarılamadığım için çok üzülüyorum. Onların geleceği için endişeliyim Deşarj olamıyorum Endişelerim var Kıtlık olur mu? Bir yakınım ölürse ne yaparım? İşim ne olacak? Paranoyak ve mutsuz oldum Sürekli endişeli bir ruh hali içinde olma Hem iş hem de evdeki yüküm arttı. Virüs Taşımamak için herkesten uzak duruyorum. Çok yorgunum. Kaygılarım yüzünden kabus görüyor, uyuyamıyorum. 1 haftada 3 kilo zayıfladım. Fazla el yıkama sonucu dermatit, ayrıca sinirlilik hali, sosyal izolasyon sonucu yemek yemede artış. 1 YAŞ VE 5 YAŞLARINDA 2 ÇOCUĞUM VAR. ÇOK KAYGILANIYORUM. İŞE GELMEK İSTEMİYORUM. MALZEME BULMAK ZOR VE PAHALI. ZİHNİMDE HEP BUNLARLA MEŞGUL OLUYORUM. Her gün duş almak bi ryere gidememek aldığım her şeyi yıkamak yüzüme dokunamamak SOSYAL AKTİVİTELER SIFIRLANDI Anksiyete, adil olmayan görev dağılımı, çalışanın önemsenmemesi. Herhangi bir eğitim yapılmaması sebebiyle korku. Günlük ihtiyacım kadar gıda ve temizlik maddelerini bulamamak İş dışında hiç birşey yapamaz olduk Anksiyete Korku, kaygı, belirsizlik. Korunma önlemlerimizdeki eksikler, hastalarımızın umursamazlığı veya tam tersi ruh hallerine sabırla cevap verme ve ikna etme eklendi. Öğle arasında evde yemek yiyemez olduk. Eve gelip üstümüzü değiştirmek 10-15 dk sürüyor birde tekrar giyinip gitmek çok zor oluyor. Emrah hocam size de kolay gelsin 🙂 “.. Callgirl oldum” Yalnız yaşayan >65 annemin sosyal izolasyon ve endişeden dolayı ruh halinde bozulma var, daha sık aramaktan başka elimden bir şey gelmiyor. Kitap dergi okuyamıyor sürekli TV ve internetteyim 2 günde bir migrenim tutuyor şu anda 10 saattir baş ağrısı çekiyorum Çaresizlik, mutsuzluk ve üzüntü hissediyorum. İnsanlara duyarsızlıkları için kızgınım Şimdilik bir sıkıntı yok Kaygı Yüksek düzeyde kaygı Sürekli korunma ihtiyacı hissetmek kaygı hastalanma korkusu Korku, okb, anksiyete no mask no work Tedirginim daha dikkatli olmak zorunda hissediyorum kendimi… karamsarım endişeliyim Yetersiz ekipmanı gereğinden uzun süre kullanmak Evde bir odayı kirli oda olarak belirledik, dışarıdan gelince orada çıkartıyoruz kıyafetlerimizi, elimizi yıkayıp temiz kıyafet giyiyoruz, her gün çamaşır makinesi çalıştırmak ve kapı kollarını her gün temizlemek, dışarıdan yemek söylememek biraz zahmetli Hangi birini yazayım; kabızım diye ilaç yazdırmaya gelene mi, hastası pozitif çıkıp da mazeret izni yazmazsanız maaşı kesilir diyene mi ? Kaygılanıyorum, işyerimde daha az hasta var, sokaklar boş, sıkılıyorum. Arkadaşlarımı görememek, kimseye sarılamamak Sosyal mesafe Ellerim kimyasallardan dermatit oldu Bakanlığın bizi yalnız bırakması nedeniyle kaygılarım arttı tansiyonum vardı tansiyonum yükseldi. vede 2 haftadır dışarı çıkamamak iş için mecburda hafta sonraları gezmesi gibi akşamları gezme faaliyetlerini yapamamış olmak sıkıntı yaratıyor. Çocuklar evde okul devam etmediği için onlarda sıkıntı maalesef Paranoyak oldum Sürekli tedirginlik, kendini güvende hissetmeme, gerginlik Sabahları yoğun anksiyete Hayat umutsuz bir hal aldı “Çocuklarıma bakamıyorum” Hastayım rapor alamıyorum Sağlık çalışanı olarak gözden çıkarıldığımızı düşünüyor ve anksiyete yaşıyorum” Yalnız yaşadığım için, yakınlarıma bulaştırma riskim yok, temizliğe daha çok dikkat ediyorum, bir de sosyal hayatın durması olumsuz etkiliyor, aile hekimiyim, ekipman sıkıntısı, kendi kendimize tedbir alarak idare etmeye çalışmak, görmezden gelinen sağlık çalışanı olmak üzücü Temizlik, uyku, iletişim Dışarıda her yer bana çok pis geliyor Evime girince tamamen dezenfekte olma banyo yapma ihtiyacı duyuyorum KAYGI BOZUKLUĞU Sosyal hayat kısıtlılığı, geleceği görememe, bir an önce emekli olma isteği Yaptığım her şeyi sonuncusuymuş gibi yapar oldum. Hem ailem hem ülkem hem dünya için korkuyorum. Hijyen takıntım had safhada. Daha gergin ve sinirliyim. Vurdumduymaz ve farkına varmamış kişiler yeterince sorun eklediler ASM ye gelen hastaların umursamazlığı saygısızlığı…Koruyucu önlemler ihmal ediliyor Depresyondayım Anne babama yaklaşamıyorum. Yoğun anksiyete, sürekli kirli hissetme, sürekli enfekte mi oldum acaba duygusu, sevdiklerime ne olacak endişesi Asosyal oldum, hayattan zevk almıyorum “Gereksiz işler müdürlüğüne terfi ettim” Yürüyüş, gezinti gibi etkinliklerim yok denecek kadar az. Aktivitem azaldı. Sosyal medya kullanım sıklığı arttı. Alışveriş sıkıntısı Aşırı temizlik Daha öncede de obsesif olarak yaşıyordum. Hayatımda değişen bir şey olmadı. Ailemizden uzak kalmaya çalışmak çok zorluyor 🙁 Maske, siperlik, eldivenle çalışmak çok zormuş Eve hastalık taşımaktan çok korkuyorum Stres Hareketsizlik, kilo alımı, daha fazla ekran kullanımı, anti-sosyallik Kızgınlık korku tükenmişlik Dışarı çıkma yasağı Hastaneden geldikten sonra hemen banyo camasir temizlik gibi şeylerle ilgileniyorum sürekli acaba kontamine mıyım sorusu meşgul ediyor kafamı kişisel gelişimim icin yaptığım kitap okuma müzik dinleme film izleme gibi etkinlikleri yapmaktan zevk alamıyorum Sürekli panik obsesif biri oldum Endişe katsayım çok arttı bilinmezlik galiba en kötüsü ne zaman enfekte olacağım ailemi enfekte edersem vicdan azabından ne yapacağım vs. Gibi Fazlasıyla elim cep telefonumda, daha sinirliyim sanki, herkese potansiyel covidli gibi davranıyorum Her şey sıkıntı olmaya başladı nerdeyse Tedirginlik, anksiyete… Sonun belli olmaması kaygısı… En büyük sıkıntım küçük çocuğumu benden ve eşimden uzaklaştırmak zorunda olmam oldu. Bunun yanında her gün whatsapptan diğer meslektaşlarımdan aldığım onlarca mesaj ve gerçek durum bilgileri her akşam bende anksiyeteye neden oluyor. Zaten göremediğim küçük oğluma bize bir şey olursa ne olacağını düşünüp çok zor uyuyorum. Ve bu psikoloji ile her gün işe gidiyorum. İmkânların üzerinde yüksek beklenti olması ve hastalığı kapma, bulaştırıcı olma endişesi yaşıyorum Eve yardımcı almıyorum ve evdeki tüm işlerde bana kaldı. Çok yoruluyorum. Eşim pandemi hastanesin de çalıştığı için ondan da çok yardım talebinde bulunmuyorum. Yakında belki eve de gelemeyecek bizim güvenliğimiz için. Belirsizliğin neden olduğu can sıkıntısı Gidersem geride kalacak oğlumun ne olacağı endişesi Hayat kalmadı ki Aynı konuyu konuşmaktan çok sıkıldım. Herkese ilgi alanlarına girmeyen hijyen vs. hariç konu ayrıntılarını defalarca açıklamak zorunda olmaktan bunaldım. İdare ile bilim arasında kalıyorum. Kronik hastalık lafı duymak istemiyorum KKM yok…anksiyete yaşıyorum Şimdilik sıkıntı yok Ellerim yıkamaktan yara oldu. Hasta dr haberleri çok sarsıyor İşim dışında hayat durdu Sosyal hayatın durması, yüzeylere temas etmemeye çalışırken girdaba girmek Yalnızlığı sevdiğimi tekrar gördüm Can sıkıntısı sosyal hayatın kısıtlanması Yalnızlık Mesai sonrası evde kişisel temizlik ve ev temizliği sebebiyle yorgunum. İzole bir hayat yaşıyorum. “HEPTEN YALNIZ KALDIM ÖLÜM KORKUM ARTTI” Hekim olmam nedeniyle temasa maruz kalma kaygısı yaşıyorum İste çalışıp eve gidince çocuklardan uzak durmak yerine bir de onların dersini yaptırıyorum. İzlemediği videonun peşine düşüyorum. Çocuklarıma bakacak birilerini arıyorum. Bakıcı gitti, anne baba bulaş riski yüzünden gelemiyorlar bebekler ortada kaldı Paranoyak oldum Yakınlarıma bir şey olur mu korkusunu her gün yaşamak, sevdiğim insanlarla görüşememek özlem giderememek, sürekli el yıkamaktan çatlamış ellerim “Eve her geldiğimde en az 45 dk banyodayım. Kıyafetler çıkıyor makineye, kendimiz banyoya. Sürekli el yıkıyoruz ellerim mahvoldu. Basit bir hapşırma ve öksürükte bile tüm ev ahalisine eyvah acaba corona mı mantığıyla bakıp ben mi bulaştırdım, ben hasta mıyım diye düşünmekten uyku sorunlarım oldu. Zira evde 65 yaş üstü annemler çocuğa bakmaya geldiler bu nedenle hep tetikteyim…” Spor salonu kapandı, Stresi atmak için gidilebilecek bir yer yok. Ellerim dermatit oldu Çok arayan gereksiz sorular soranlar arttı Dezenfektanla, takviye gıdalar alma ihtiyacı Artık ellerim çatladı yıkamaktan. Temizlikten yoruldum. İşte çalış sürekli dezenfekte ol. Eve gel aynı. Ruhum daraldı Kıyafet dezenfeksiyonu Dışarı çıkamıyoruz Tüm günlük düzenim değişti, çalışma saatlerimden ekibimle olan ilişkime kadar Çok sevdiğim mesleğimin görünen dışında görünmeyen düşmanlarını fark ettim ve meslektaşlarımın çoğunun da eğitimsiz vatandaştan bazen farkı kalmadığını… hayatımda değişiklikler planlamak isteyebilirim Eşim de hekim olduğu için çocuklarım perişan… Yarın ne olacak, bizi ne bekliyor Depresyon depresyon depresyon Korku

sürekli çocuğuma birşey olacak korkusu