wbUrxin. Galatasaray sezon başında bir Avrupa Kupası maçı için deplasmana gidecekti. Yolculuk öncesi Rijkaard basın toplantısı yaptı. Burada takımının son durumundan ve rakip takımdan bahsetti. Sözleri bittiğinde, her basın toplantısında olduğu gibi medya mensuplarından sorular alınmaya başlandı. Bir soru -yanlış hatırlamıyorsam- "Filanca ülke yolculuğu..." diye başlamıştı. Rijkaard'ın tercümanı olan Mert Çetin bu cümleyi İngilizce'ye çevirirken yolculuk kelimesi journey yerine, tatil kelimesini vacation tercih etti. O an Rijkaard'ın şaşkınlığını görmeliydiniz. "Hayırdır ya, tatile mi çıkıyoruz? Ben maça gidiyoruz sandıydım", der gibi bakmıştı. O gün Mert Çetin'in İngilizce tercüme yapamayacağını ve bu konuda ısrarlı olunursa ortaya çok komik şeyler çıkacağını düşünmüştüm. Hatta bunu pek çok ortamda da dile getirmişliğim vardır. Lakin nedense, hep bu eleştirim yanlış anlaşıldı. Bugün aşağı yukarı herkesin Mert Çetin'in çeviri performansını eleştirdiğini görünce bu duruma sevinsem mi, üzülsem mi konuşurken onun dediklerini başka bir dile çevirmek ya da sorulan soruyu çevirmek kolay işler değil elbette. Lisans eğitimimi İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine aldım. İngiliz dili okuyanın mükemmel tercümanlık yapabileceği düşünülür genelde ama bu iş öyle kolay değildir. En azından üniversitelerde Mütercim-Tercümanlık bölümünde okuyanlara ayıp etmiş oluruz. Nihayetinde onların uzmanlık alanıdır, benim gibilerin fazla coşmaması lazımdır. Okuduğu bölümün üzerine ekstra bir şeyler katarak kendini tercümede geliştirenlere bir lafım yok elbette. Neyse, fazla dolandırmayalım cümleleri. Özetle; Mert Çetin'in yapmaya çalıştığı şey kolay bir iş değil. Çok hakim olmadığı bir lisanda ve aynı zamanda sözlerini çevirdiği kişinin de ana dili olmayan bir lisanda çeviri yapmaya çalışıyor. Buna ek olarak, futbolla ilgili terimlere de ekstradan hakim olması lazım. Bütün bunları göz önüne alarak tekrar tekrar eleştirimde fazla sert olmamaya çalışıyorum. Lakin insan bir yandan da dayanmıyor. Mert Çetin iyi bir insan olabilir. Peki bu özelliği İngilizce'den iyi çeviri yapamadığı gerçeğini değiştirir mi? Hayır. Öyleyse neden bu ülkede Mert Çetin'in çevirisini eleştirdiğim ilk günden beri, "ama iyi bir insan, ama iyi bir Galatasaraylı" gibi savunmalarla karşılaşıyorum? Bir işi layıkıyla yapmak için iyi bir insan olmak yeterli midir? Yoksa aynı zamanda o işte iyi olmak ve iyi bir profesyonel de olmak gerekir mi? Bu soruyu futbol kamuoyunun sürekli tartıştığı herkes için sorabiliriz aslında. Böyle yazı içerisinde sürekli "ben dili" kullanmayı çok sevmesem de bu yazı için destur aldım. Yazmaya devam ediyorum. Yukarıda zikrettiğim "yolculuk-tatil" meselesini gördüğüm günden beri Mert Çetin'i dikkatle takip ediyorum. Mümkün mertebe yaptığı hataları ve bazen kendini kaptırarak alakasız yorumlarla Rijkaard'ın cümlelerini ne kadar ilginç noktalara taşıdığına defalarca kez şahit oldum. Eminim şu an bu yazıyı okuyan ve İngilizcesi ortalamanın üstünde olan birçok kişi de aynı şeylere şahit olmuştur. Mert Çetin'in hatalarını elimden geldiğince bir kenara not etmiştim. Geçen gün bir arkadaşım bana, Ekşi Sözlük'teki "Mert Çetin" başlığında da bu çevirmen arkadaşın hatalarının paylaşıldığını, tartışıldığını söyledi. Orada yazılanlarla da karşılaştırdım notlarımı, çoğunu doğru hatırlıyormuşum. Sadece bir tanesini Ekşi Sözlük'teki şekliyle alarak aşağıya yazacağım birazdan. Onu yapmadan önce de, yine Mert Çetin'le ilgili duyduğum ilginç bir hadiseyi anlatayım. Galatasaray antremanını takip eden bir spor yazarından dinledim bu olayı. Bir antreman esnasında Rijkaard oyuncularını birbirlerine daha yakın oynamaları konusunda uyarıyormuş. Ve sırayla pek çok oyuncunun ismini antremanda söylerek "closer,come closer" diye onları uyarıyormuş. Tercümanı olan Mert Çetin'in ise bu uyarıyı şöyle çevirmiş, "kapanın". Tabii takımda İngilizce'yi iyi bilen futbolcu hiç yok mu diye merak ettim bunu ilk duyduğumda. Tercüman arkadaşa, "Hacı sen ne diyorsun ya? Ne kapanması?"diyenin çıkmaması da garip aslında sadece yazdığım bu son örnek bile bu sene Frank Rijkaard ve Galatasaray'ın İngilizce bilmeyen ya da İngilizcesi iyi olmayan yerli futbolcuları arasında ne denli bir iletişim sorunu olduğunun göstergesidir. Geçtiğimiz hafta kaybettikleri derbi sonrası bazı Galatasaraylı oyuncuların Rijkaard'ın oyun taktiğini anlamadıklarını itiraf ettiklerine dair haberleri okumuştum. Maç öncesi tahtaya yazılan taktiği anlamayan oyuncuların, Mert Çetin'in tercümelerini anlamaları ise ne kadar zor olur, varın orasını siz düşünün. Hani biraz abartı bir yorum gibi gelecek size belki ama sanırım Galatasaray'ın Mert Çetin için de bir tercümana ihtiyacı var. Yoksa bu iletişimsizlik başlarına daha çok iş açar. Esasında en mantıklısı Rijkaard'ı yormadan, kendi dilinde konuşmasına imkan sağlamak olmalı. Hollandalı'nın ana dilini iyi bilen bir Türk bulmak zor olmasa gerek. Hiç kimseyi bulamazsanız, Fırat Topal var. Ona gidin. Haksız mıyım?Tekrar dönelim Mert Çetin'in yaptığı ve benim not aldığım bazı garip çevirilerine. Hafızamın ve bir tanesi için Ekşi Sözlük'ün desteğiyle yazıyorum bunları. Tekrar belirteyim.* Frank Rijkaard bir keresinde transferlerle ilgili konuşurken, "İlgilenirsek, transferi yaparız" If we're interested... tarzı konuşmuştu. Mert Çetin ise bunu "Futbolcu ilginçse transferi yaparız" diye çevirdi.* Bir maçın ardından yine basın toplantısında "keep possession" cümlesini "pozisyonları tutmak" diye çevirmişti. Halbuki burada bahsedilen şey, "topla oynama, topa sahip olma" anlamında. * Rijkaard bir keresinde Lincoln'le ilgili bir soruya, "geçen seneki maçlarını izledim, burada olmaması üzüntü verici" demişti. Mert Çetin ise bu cümleyi "Lincoln'ün kampa gelmemesi utanç verici" diye yorumladı. Zaten bu arkadaşımızın en büyük sorunu çeviride esnek olmak ile her şeyi kafasına göre yorumlamayı karıştırması.* Kaybedilen bir maç sonrası Rijkaard, "kazanırken birlikte kazandık, bugün kaybederken de birlikte kaybettik" demişti. Tercümanı ise mağlubiyeti "bireysel hatalara" bağladı. Ne alaka?* Hakemin ilk yarıyı erken bitirdiğini ve bunun da Galatasaray'ın rakibinin işine yarayıp yaramadığının sorgulandığı bir soruyu, Mert Çetin kardeşimiz "hakem oyunu çok durdurdu, bu rakibin işine yaradı mı?" diye çevirmişti.* Emin olmadığım, sözlükten kontrol ettim diye belirttiğim olaya gelince. Lucas Neill'ın imza töreninde o vakitler Galatasaray'da kalıp kalmayacağı muallakta olan Kewell'ın durumu da gündemdeydi. Kewell'ın vatandaşını bulmuşken, medya hemen bazı soruları patlattı. O sorulardan biri de Kewell'ın sezon sonu bitecek sözleşmesi ve Neill'ın bunun yenilenmesi konusunda çaba sarf edip etmeyeceğiyle ilgiliydi. Tercüman arkadaşımız bu cümleyi sorarken, "Kewell'ın sözleşmesi sezon sonunda fesh edilecek" diye çevirdi. Kullandığı kelime "terminated". Evet, aynen. "İ-na-na-mı-yo-rum Haşmet!".* Bir de ısrarla tarzanca çeviri yapma hastalığı da cabası. Yorum yapmak şeklinde uydurduğu "make comment" olayı var. Cümlesi ise fiks, "Can you make some comments?".* Rijkaard'ın fedakarlık yapmalıyız cümlesini sacrifice, ne alakaysa "acı çekmek" diye çevirmişti. Acı çekmek özgürlükse, özgürüz hepimiz...Bu liste daha böyle uzar gider. Aslında bu yazıyı sezon sonunda yazmak istiyordum ama derbi sonrası yaşanan çeviri problemiyle iyice ayyuka çıkan bu durum sözleri ve Rijkaard'ın bunun üzerine yorumları için kayıtsız kalmak zordu. Şimdi, bu tercümanı savunanlar diyor ki, bu arkadaşın uzmanlığı İngilizce değilmiş. E, nedir yani bu? Bahane midir? Koskoca Galatasaray'ın Rijkaard'ın derdini tam anlamıyla aktarabileceği bir adamı hala bulamamış olması komedi değil midir? Yani bu iş şuna benziyor. Dandik Almanca bilgimle Daum'un tercümanı olduğumu ve yukarıdaki hatalarıma rağmen Fenerbahçe'de hala korunup kollandığımı düşünün. Sebep? Esas uzmanlığım İngilizce ve tabii ben iyi bir insanım. Ne güzel İstanbul ya! Bu işlerin bu kadar kolay olduğunu bilsem, zamanında kulisimi, yatırımımı ona göre yapardım. Şimdi yine Süper Lig'deki takımlarda çalışan ama İngilizce dışındaki dillerde çeviren yapan tercümanlar arasında da komik çeviriler yapanlar vardır belki ama onları anlamıyorum ki. Bana bazen neden Fenerbahçe'deki Brezilyalıların tercümanı Samet'ten bahsetmiyorsun, diye soruyorlar. Neyinden bahsedebilirim ki? Hiçbir şey anlamıyorum. Lakin Rijkaard ve Mert Çetin arasındaki mevzu için üç beş kelam etmek hakkımdır herhalde. Onu da yazı boyunca yaptık bunların yanında, Rijkaard'ın Mert Çetin için, "O, benim sadece tercümanım değil, aynı zamanda dostum" demiş olması da ayrı bir mesele tabii ki. Mevzu sadece yönetimle de alakalı değil de Mert Çetin'in nerdeyse her cümlesine, "baktığımız zaman" diye başlaması var ki, o da apayrı bir olay. Ayrıca hadiseyi "hatadır, olur öyle" diye geçiştirmek mümkün değil. Sıradan bir vatandaşın İngilizce konuşurken hatalar yapması normal karşılanır, ama bu arkadaşın işi bu. Ve yapacağı hatalar çalıştığı takımı direkt etkileyecek türden şeyler olabilir. Atıyorum; benim, vatandaş Ahmet'in, Mehmet'in vs. İngilizce konuşurken yaptığı hatalara en fazla gülüp geçeriz ama biz herhangi bir kurumu temsil etmiyoruz. Yahut işimiz tercümanlık değil. Böyle bir yükümlülüğümüz yok. Ancak Mert Çetin'in durumu farklı. Bunu iyi görmek bu yazı için, "çok biliyorsan sen yap bu işi" tepkileri verenler de olacaktır. Hepsine tek tek yorumlarda cevap yazmak yerine, buradan toplu cevap vereyim şimdiden. Blogda eleştirdiğim kişilerin yerine geçseydim, bugüne kadar şu meslekleri ya da işleri yapıyor olmam lazımdı; Kulüp başkanı, teknik direktör, futbolcu, basketbol antrenörü, yönetmen, edebiyatçı, Başbakan, Cumhurbaşkanı, milletvekili, Genelkurmay Başkanı, bakan, televizyoncu, gazeteci gibi eleştirdiğim kişilerinin işlerini yapmak zorunda olduğumdan çok işe girdim çıktım bugüne dek. Yoruldum artık. İlla bu iş için İngiliz dili okumuş birini tercih edeceğiz diyorsanız, sizi voodoo girl'e yönlendireyim o arada o kadar atıp tuttuk, artık birileri yapacağım ilk İngilizce hatayı dört gözle bekliyor olacaktır. Oradan da başımıza iş açtık ya neyse, olur o kadar...Kalın salıncakla...Not Yazıyı en baştan sonuna kadar okuyan varsa, helal olsun. Bu kadar uzun yazıları okumak zordur. En azından ben çok zorlanıyorum. Ondan dedim. Not 2 Yazıyı bitirdikten sonra aklıma geldi. Komik bir anımı anlatayım. Konuyla da ilgili. Lise 2'deyken dersaneye gidiyorum. Dersanedeki İngilizce hocası ise adeta ödev manyağı. Paso ödev veriyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de "en zayıf halka" tarzı bir oyunu oynatıyor bize. Herkes en az 3 tane eş anlamlı ve 3 tane zıt anlamlı kelime buluyor. Bunları bulduktan sonra, birbirimize sırayla kelime soruyoruz. Eş anlamlısını ya da zıttını bilen, sınıftan çıkabiliyor. Ders bittikten sonra oynuyoruz bu oyunu. Buna dikkat. Neyse, ben de listemi hazırladım. Kelimenin birine "tie" yazdım. Bağlamak, düğümlemek manasında. Onun zıttı içinse sözlükten kelimeyi çözmek direkt almışım ve "solve" yazmışım. Bu kelime çözmek demek ama sorun, problem çözmek anlamında. Boğaziçi'nde okuyan kuzenlerimin "lan olm, manyak mısın? bu nasıl zıtlık?" sorusu ve kahkahalarıyla hayata dönmüştüm o gün. Bir zamanlar ben de Mert Çetin'dim yani. Bu da böyle bir anımdır. By Last updated January 24, 2019 Uyanın! Bilgisayarınızı açın. Online oldunuz mu? Güzel! İşte, şimdi üniversite seviyesinde bir İngilizce kursu için hazırsınız. Pijamalarınızı çıkarmanıza gerek yok. Hatta yataktan çıkmanıza bile gerek yok. Merak etmeyin, bu ders size hiçbir şeye mal olmayacak. İhtiyacınız olan tek şey bir internet bağlantısı, biraz zaman ve öğrenme isteği. Ne? Ama bu nasıl mümkün olur? Pek çok üniversitenin online, yani internet üzerinden/çevrimiçi İngilizce dersleri verdiğini biliyor olabilirsiniz. Fakat bunlar pahalı olabiliyor, üstelik genellikle çok zaman alıyorlar. Fakat bugünlerde farklı türden bir öğrenme popüler hale gelmiş durumda. Adı MOOC. Download This blog post is available as a convenient and portable PDF that you can take anywhere. Click here to get a copy. Download MOOC nedir? MOOC, Massive Open Online Courseun açılımıdır ve Kitlesel Çevrimiçi Açık Kurs demektir. Bu kurslar internet üzerinden, genellikle üniversite seviyesinde, kayıt olmak öğrenci olmak isteyen herkese açık kurslardır. Çoğu zaman bu kurslar üniversitenin öğretim görevlileri tarafından verilirler ve genellikle ücretsizdirler. Bu kurslar, üniversiteye gitmek zorunda kalmadan gerçek bir öğretmen tarafından verilen gerçek bir ders almak için harika bir yoldur. Günümüzde milyonlarca insan MOOC’ları kullanıyor. Siz de bir MOOC’da öğrenci olabilirsiniz. Bunu neden yapmanız gerektiğini aşağıda görebilirsiniz. Neden bir MOOC dersi almalısınız? Online yani çevrimiçi açık kurslara katılmanın pek çok faydası var! Öncelikle dersler ücretsiz! Dersler online, yani çevrimiçi, bu yüzden her yerden katılabilirsiniz. Çoğu zaman, dersi tamamladığınızı gösteren bir sertifika kazanabilirsiniz. Çoğu zaman, kurslar gerçek üniversitelerden gerçek öğretim görevlileri tarafından verilir. Hatta bir Harvard profesöründen ders bile alabilirsiniz! İstediğiniz zaman dersi bırakabilirsiniz. Gerçek bir üniversitenin aksine, birden bire dersi tamamlamak için yeterli zamanınız olmadığını fark ederseniz hiç sorun olmaz. İstediğiniz zaman kursa başlayıp istediğiniz zaman bırakabilirsiniz ve hiçbir kaybınız olmaz. Ücretsiz olduğundan bahsetmiş miydik? MOOC oldukça yeni bir fikir, fakat şimdiden çevrimiçi olarak onları bulabileceğiniz pek çok yer var. Bazı internet sitelerinin ücretli dersleri de var ve hatta bazıları üniversite kredisi bile veriyor. İngilizce öğrenmek için bir başka çevrimiçi seçenek de FluentU. FluentU, ana dil seviyesinde konuşmalar ve kolay okunabilir altyazıların bütün faydalarını bir araya getirerek tamamen dilin içine dalmanız ve bu sayede günlük İngilizceyi rahatça anlayıp konuşabilmeniz için tasarlandı. İşin en iyi yanı da, FluentU’nun iOS ve Android cihazlar için hazırlanan mobil uygulamaları sayesinde her an her yerde İngilizce öğrenebilirsiniz. MOOC’lar İngilizce dil becerilerinizi geliştirmek için harika bir yoldur. Aşağıda ücretsiz online İngilizce kursları bulabileceğiniz en iyi internet sitelerinden birkaçını göreceksiniz. Öğrenmeye bugün başlayın! Ücretsiz Online İngilizce Kursu Almak için En İyi 10 İnternet Sitesi Alison Her şeyi başlatan bu siteydi. 2007’de açılan Alison, çoğu kişi tarafından ilk MOOC olarak kabul edilmektedir. Üstelik bu site bir şeyler öğrenmek için hala harika bir yer! Burada 1000’in üzerinde kurs var. Bu internet sitesi, yeni bir işe girmenize veya mevcut işinizde terfi almanıza yardımcı olacak iş becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Bu yüzden Alison’ın, bütün seviyeler için harika online çevrimiçi İngilizce dersleriyle dolu olan, İngilizce dil eğitimine ayrılmış koskoca bir bölümü var. Almanız gereken dersler Social English Language Skills Sosyal İngilizce Dil Becerileri Bu kurs, karşılıklı konuşma İngilizcenizi geliştirmenize yardımcı olacaktır. Introduction to English Grammar İngilizce Dil Bilgisine Giriş Bu kursla İngilizcedeki temel zaman yapılarını ve doğru şekilde cümle kurmayı öğrenebilirsiniz. MOOEC Bu internet sitesi yalnızca İngilizce öğrenenler için. Tahmin edebileceğiniz gibi, MOOEC’in açılımı Massive Open Online English Course, yani Kitlesel Çevrimiçi Açık İngilizce Kursu. Bu sitede, başlangıçtan ileri seviyeye kadar her seviyeden öğrenciye uygun dersler var. Burada sunulan kurslar çoğu MOOC’ta olduğundan daha kısa. Kursları tamamlamak haftalar almıyor; MOOEC kurslarını tek seferlik dersler olarak veriyor. Eğer online İngilizce öğrenmenin sizin için doğru bir seçim olup olmadığından emin değilseniz, MOOEC başlamak için iyi bir yer olabilir, çünkü daha az vaktinizi alır. MOOEC, Avustralya’da kuruldu ve bazı dersleri bunu gayet açık belirtiyor. Avustralya’daki birtakım yerlerle ilgili bazı dersleri var. Aklınızdan çıkarmamanız gereken bir şey de, Avustralya İngilizcesinde bazı kelimelerin yazımlarının Amerikan İngilizcesinden farklı olabileceği. Almanız gereken dersler Elementary English Course Temel Seviye İngilizce Kursu İngilizce öğrenmeye yeni başlıyorsanız, bu kurs sizin için ideal. Common Mistakes Yaygın Hatalar Bu ders, insanların İngilizcede en yaygın olarak yaptıkları İngilizce hatalarından bazılarını ele alıyor. Coffee Culture Kahve Kültürü Bu ders, Avustralya İngilizcesi ve kültürüyle ilgilenenlere günlük hayatta kullanılan dili dinleme ve konuşma becerisi kazandırmayı amaçlıyor. FutureLearn Çoğu online İngilizce kursunu tek başınıza alabilirsiniz, ancak FutureLearn öğrencilerini sosyal olmaya ve aynı dersleri alan diğer kişilerle konuşmaya teşvik ediyor. Bir milyonun üzerinde öğrencisi olan bu kursta konuşacak pek çok insan olacaktır! Sunulan dersler, en iyi İngiliz kurumları arasında yer alan British Council ve British Museum da dahil olmak üzere, dünyadaki 40 farklı noktadan veriliyor. FutureLearn’ün hiçbir iş ortağı yok, bu yüzden eğer Amerikan İngilizcesi arıyorsanız, başka bir internet sitesini denemek isteyebilirsiniz. FutureLearn de pek çok MOOC gibi çalışıyor —her hafta ders veriliyor ve kurslar birkaç hafta sürüyor. İngilizceyi büyük oranda sınıfla birlikte, yani başka öğrencilerle konuşarak öğrenmeniz teşvik ediliyor. Fakat dersler sizin programınıza uymuyorsa, kendi zamanınıza ve hızınıza uygun şekilde de takip edebilirsiniz. Almanız gereken dersler A Beginner’s Guide to Writing in English for University Study Yeni Başlayanlar için Üniversite Eğitimi için Yazma Kılavuzu Bu kurs, İngilizce konuşulan ülkelerde üniversite eğitimi almak isteyen kişiler için tasarlanmış, ancak İngilizce öğrenen herkes için faydalı olabilir. Understanding IELTS Techniques for English Language Tests IELTS’i anlamak İngilizce Dil Yeterlilik Sınavları için Teknikler Herhangi bir İngilizce sınavına girmeyi planlıyorsanız bu kurs tam size göre, özellikle de IELTS’e girecekseniz. Exploring English Language and Culture İngilizceyi Keşfetmek Dil ve Kültür Bu kurs sayesinde bir yandan İngilizcenizi geliştirirken bir yandan da İngiliz kültürü hakkında bilgi edinebilirsiniz. edX EdX, mevcut olan en büyük MOOC sitelerinden biri. Amerika’nın iki ünlü ve pahalı üniversitesi tarafından, Harvard ve MIT tarafından kuruldu. Burada en iyi üniversitelerin kendi öğretim görevlilerince tasarlanıp verilen üniversite seviyesinde pek çok kurs bulabilirsiniz. Üstelik edX’te Arizona State University üzerinden üniversite kredisi de kazanabilirsiniz. Bu ücretsiz bir hizmet değil, ancak yine de gerçek bir üniversiteye gitmekten daha ucuz. Bazı kursları tamamladığınızda sertifika da alabiliyorsunuz. Fakat bu tür kursların çoğu ücretli, bu yüzden kurslara yazılmadan önce kurs bilgilerini ayrıntılı olarak kontrol etmeyi unutmayın! Çoğu MOOC’ta olduğu gibi, buradaki kurslar da üniversitelerdeki derslere benziyor ve kimisini tamamlamak birkaç hafta sürüyor. Bütün ders materyallerinin üzerinden geçebilmek için her hafta belirli bir süre ayırmanız gerekiyor. Sınıfla birlikte öğrenebilir, ya da ders bittikten sonra ders materyallerini okuyabilirsiniz fakat bunu seçmeniz durumunda diğer öğrencilerle ders hakkında konuşma şansını kaçırırsınız. Almanız gereken dersler “The Picture of Dorian Gray” by Wilde BerkeleyX Book Club Wilde’dan “Dorian Gray’in Portresi” BerkeleyX Kitap Kulübü Bu ve diğer Kitap Kulübü dersleri tartışmaya dayanıyor. Her şeyi anlamasanız bile, bu tür dersler almak, tek bir konuya odaklanan İngilizce bir sohbetin bir parçası olmak için harika bir yol. English Grammar and Style İngilizce Dil Bilgisi ve Stili Orta seviyeden ileri seviyeye kadar olan öğrencilere uygun olan bu ders, daha iyi bir yazar olmanıza yardımcı olacak. Conversational English Skills İngilizce Karşılıklı Konuşma Becerileri Eğer daha kolay bir şey arıyorsanız, bu ders diğer insanlarla İngilizce konuşmanın temellerini öğrenmenizde size yardımcı olacak. Udemy Udemy her şeyi öğretmek istiyor! İçlerinden istediğinizi seçebileceğiniz on binlerce kurs var ve hepsi bilinen üniversiteler tarafından verilmese de, pek çok harika ders seçenekleri var. Udemy’deki bütün kurslar ücretsiz değil, ancak ücretsiz olan epey sayıda kurs da var. Ücretsiz olmayan dersler bile oldukça uygun fiyatlı. Udemy öğrenmenize yardımcı olmak için videolu derslerden, yazılı materyallerden ve kısa sınavlardan faydalanıyor. İngilizce bir dersin videosunu izleyebilir veya notlarını okuyabilir, ardından anladığınızdan emin olmak için kendinizi test edebilirsiniz. Online dersleri istediğiniz hızda veya yavaşlıkta takip edebilirsiniz! Almanız gereken dersler English as a Foreign Language Yabancı Dil Olarak İngilizce Bu online İngilizce kursu gerçek hayattan İngilizce sohbetler yoluyla dil bilgisi öğretiyor. English Grammar for Beginners Yeni Başlayanlar için İngilizce Dil Bilgisi Bu kursla başlangıç seviyesinde İngilizce dil bilgisinin temellerini öğrenebilirsiniz. Open Learning Open Learning’de oldukça dost canlısı bir ortam bulacaksınız. Burada herkes ders alabilir ve ders verebilir. Bu sitede çok fazla üniversite profesörü bulamayabilirsiniz, fakat becerilerini paylaşmak isteyen pek çok uzman bulacaksınız. Open Learning birkaç üniversite ile de iş birliği yapıyor, bu sayede burada hem profesyonel konular hem de daha gündelik konular üzerine kurslar bulabilirsiniz. Open Learning’deki bütün online kurslar ücretsiz değil, ancak ücretsiz ve herkese açık olan bazı dersler de var. Almanız gereken dersler Using Sentence Connectors Bağlaç Kullanımı Burada, üniversite seviyesinde İngilizce dil bilgisi öğrenebilir ve yazma becerinizi geliştirebilirsiniz. Canvas Network Canvas Network, “ömür boyu öğrenciler”e, yani okulu bitirdikten sonra da öğrenmeye devam etmek isteyenlere hitap eden bir internet sitesi. Bu sitede pek çok üniversiteden kurslar var ve derslerin çoğu gayet profesyonel. Bu internet sitesi öğrencileri sınıfla birlikte öğrenmeye ve dersler üzerine konuşmaya teşvik ediyor. Eğer kendi kendinize İngilizce öğrenmeyi tercih ediyorsanız, bunu da yapabilirsiniz. Kurs bittiğinde derste kullanılan bütün materyalleri online olarak görebilirsiniz. Almanız gereken dersler College Readiness Reading, Writing, and Math Üniversiteye Hazırlık Okuma, Yazma ve Matematik Bu online kurs, üzerine çalışmak istediğiniz konuyu seçmenize izin veriyor, üstelik dil bilgisi ve okuduğunuzu anlama üzerine birtakım faydalı bilgiler de içeriyor. Coursera İleri seviyede İngilizce öğrenenlere uygun olan Coursera, kendi temponuzda istediğiniz kadar hızlı veya yavaş öğrenmenize imkan tanıyan bir başka MOOC. İsterseniz bu İngilizce kursundaki dersleri gerçekleştikleri anda takip edip tamamlayabilir veya dersler bittikten sonra ders materyallerini okuyup inceleyebilirsiniz. Her bir dersin öğretici videoları ve dersi anladığınızdan emin olmanız için dersin ardından kendinizi deneyebileceğiniz kısa sınavları ve alıştırmaları var. Sınıf arkadaşlarınız tarafından değerlendirilen birkaç ödev de veriliyor. Bu yüzden, burası sizin gibi İngilizce öğrenme aşamasında olan diğer öğrencilerle bilgi paylaşımı yapmak için de iyi bir yer. Coursera’nın, siteye ders sağlayan yüksek sayıda iş ortağının yanı sıra iş birliği yaptığı pek çok kurum ve üniversite de var. Bunlara daha fazlası da eklenmeye devam ediyor, bu yüzden ilginç bir kurs gelmiş mi diye siteyi düzenli olarak kontrol etmekte fayda var. Almanız gereken dersler Essentials for English Speeches and Presentations İngilizce Konuşma ve Sunum Yapmanın Temelleri Bu online kurs, İngilizce öğrenen Çinlilere özel hazırlanmış bir kurs ve katılanlara İngilizce konuşma yapmayı öğretiyor. English Composition I İngilizce Kompozisyon I Duke Üniversitesi tarafından verilen bu derste üniversite seviyesinde yazma öğretiliyor. World Education University Orta seviyenin üzerinde İngilizce bilenlere de tavsiye edilen WEU açılımının anlamı Dünya Eğitim Üniversitesi, %100 ücretsiz üniversite eğitimine adanmış bir site. Bu sitedeki dersler istediğiniz tempoda öğrenmenize izin veriyor, ancak geride kalmadığınızdan da emin oluyor. Eğer 45 günün üzerinde bir ara verirseniz, hafızanızı tazelemek için o noktaya kadar öğrenmiş olmanız gereken şeyleri kapsayan bir test yapabilirsiniz. WEU tamamen kendi derslerini veriyor ve şu anda akredite olmaya, yani resmi olarak tanınmaya çalışıyorlar, bu da belki bir gün WEU’dan online dersler alarak diplomaya bile sahip olabileceğiniz anlamına geliyor! Almanız gereken dersler English Composition İngilizce Kompozisyon Bu online kurs size İngilizce makale yazmanın inceliklerini öğretiyor. Saylor Son ileri seviye seçeneğimiz olan Saylor’da, pek çok ücretsiz online İngilizce kursu var. Bu internet sitesi kar amacı gütmeyen bir kuruluş, bu da online ders vermekten para kazanmadıkları anlamına geliyor. Burada hiçbir başlangıç tarihi yok – bütün dersleri istediğiniz zaman alabilirsiniz. Hatta 25 dolarlık bir ücret karşılığında bazı kursların final sınavlarına girip bu sınavı geçerseniz üniversite kredisi bile alabiliyorsunuz! Almanız gereken dersler Pre-college English Üniversite Öncesi İngilizce Bu kurs sizi üniversite seviyesinde İngilizce makale yazmaya hazırlıyor. Öyleyse neyi bekliyorsunuz? Bilgisayarınızla rahat bir yere geçin, listedeki online İngilizce kursları arasından ilginizi çeken bir kurs seçin ve İngilizce öğrenmeye başlayın! Bu gönderiyi beğendiyseniz içimden bir his FluentU'ya bayılacağınızı söylüyor. FluentU, gerçek dünya videolarıyla İngilizce öğrenmenin en iyi yolu. Ücretsiz Kaydol! Son dönemde hızlandırılmış İngilizce kursları konusu birçok kişi tarafından biliniyor. Bir ayda İngilizce öğrenmek mümkün mü? İki haftada ne kadar İngilizce öğrenilebilir? İşte bu gibi sorulara yanıt veriyoruz. Hızlandırılmış İngilizce kursu faydalı mıdır? Ne kadar faydalı olur, hızlandırılmış İngilizce kursu için ödediğiniz ücretler, gerçekten değer mi?5 günde İngilizce öğrenmek mümkün mü?İngilizce öğrenmek, çok kısa sürede mümkün olan bir şey değildir. 5 günde, bir haftada, bir ayda İngilizce eğitiminde çok iyi yerlere gelmek neredeyse imkansızdır. Ancak yıllar alır diyemeyiz tabii ki. Buradaki tek detay, hızlandırılmış İngilizce kursu olarak bilinen kursların, çok kısa süre içinde İngilizce öğrenilebilir iddiasının ne denli zor bir şey olduğunu ifade ne kadar sürede öğrenilir?Herkesin farklı bir İngilizce alt yapısı olduğundan, bu cevap kişiden kişiye göre değişebilmektedir. İngilizce öğreniminde eğer temeliniz hiç yoksa, ilk kur olarak ifade edilen başlangıç düzeyini, 3-6 ay arasında tamamlayabilirsiniz. İleriki aşamalar ise, daha fazla zaman ve emek ister. Öğrenim hızınız ve tekniğe de bağlı olarak bu süreler aşamalarıİngilizce öğreniminde temel aşamalar şu şekildedir;-Elementary-Indermediate-Upper-AdvancedHer aşamanın farklı gereksinimleri vardır, belirli bir kelime haznesine sahip olmanız önemlidir, gramer yapılarını bilmek ve en önemlisi iyi İngilizce konuşmak, anlamak önemli bir şarttır. İngilizce öğreniminin temel aşamalarını, hızlandırılmış bir kursta size dayatılan, belirli bir süre içinde tamamlamanız istenen programda kolayca geçmeniz zor öğreniminde, zamandan tasarruf düşüncesi ile bazı insanların tercih ettiği hızlandırılmış İngilizce kursları, kısaca düşünüldüğü gibi etkili birer eğitim adresi değillerdir. Bunun nedeni, belirli bir zamana yayılması ve profesyonel teknikler ile desteklenmesi gereken İngilizce eğitiminin asla daraltılmaması Öğrenmek İçin Ne Yapmalısınız?İngilizce bilgisi, zamanla oturur. Zaman içerisinde kendinizi geliştirir, okuma, yazma, dinleme ve konuşma bilgilerinizle birlikte gerçek anlamda dile hakim bine yakın öğrencisi ile, online İngilizce eğitiminde bambaşka bir model sunan Konuşarak Öğren, anadili İngilizce olan Amerikalı eğitmenler ile konuşarak, İngilizcenizi geliştirmenizi sağlıyor. Hızlandırılmış değil, kapsamlı ve sağlam temellere dayanan bir İngilizce eğitimi için, Konuşarak Öğren’i tercih edebilirsiniz…Üstelik, ücretsiz deneme şansı da mevcut. Hemen sitemizi inceleyin, kararınızı verin. Unutmayın, iletişim çağında İngilizce bilmemek, ciddi bir dezavantajdır. Siz de İngilizceyi konuşarak öğrenin, hem işte, hem eğitimde hem de diğer konularda rakiplerinizin önüne geçin. Gerçi neden geriliyorum ben de bilmiyorum. Nihayetinde hayatımız hep biraz "Şu mu, yoksa bu mu?" sorularına maruz kalarak geçti. Sağ memeyi mi emeceksin, sol memeyi mi? Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı? Acid'ci misin, metalci mi? Melih'çi misin, Eray'cı mı? Pepsi'ci misin, Coca-Cola'cı mı? Etli dolmacı mısın, zeytinyağlı dolmacı mı? Bak bu çok zor sorudur...Velhasıl "Bu hafta ne yazsam" diye düşünürken, ülkedeki atmosferin de etkisiyle, aklıma sevgili okurlarımıza böyle bir seçim sunmak geldi. O zaman cevap verin bakalım Çiğ beslenme mi, ketojenik beslenme mi?ÇİĞ BESLENME NEDİR, NE İŞE YARARYabancıların "raw food" dediği çiğ beslenme, adı üzerinde gıda maddelerinin pişirilmeden tüketilmesi esasına dayalı. İlk insanların, ateşi, yediklerini pişirmek için kullanmaya başlamalarından önceki beslenme biçimlerinin günümüze yansıması beslenmede, pişirme yok ama kurutma gıdalar için sıklıkla uygulanan bir yöntem. Bir de bazı yiyecekleri azami 45 derece sıcaklıkta tutarak tüketime hazırlayabiliyorsunuz. Neden 45? Çünkü özellikle sebze ve meyvelerdeki vitaminler, faydalı bakteriler, enzimler vb. 45 dereceden yüksek sıcaklıklarda ömrünüz sade suya çiğ sebze-meyveyle geçmiyor. Yağlı tohumlar, kuru yemişler vs. bu beslenme biçiminde muhakkak olması gerekenler. Bir de benim en sevdiğim, bakliyat filizleri var. Çocukken pamuğun içinde fasulyelerle yaptığımıza benzer bir yolla, mercimekleri, börülceleri filizlendirip salatalara, yemeklere katmak mümkün. Bu şekilde tüketilen bakliyatın vitamin değeri de kuru tüketime nazaran yüzde 800 daha yüksekmiş.Bitkisel gıdalarla ilişkiler nispeten basit ama hayvansal gıdalarda sıkıntı büyük. Süt ve süt ürünleri muhakkak yüksek sıcaklıkta işlem gerektirdiğinden yasak. Çok isteyene badem sütü, hindistancevizi sütü filan öneriliyor. Etin durumu ise çok daha karışık Bazı çiğ beslenmeciler tamamen etsiz yaşıyor, bazıları eti marine edip yiyor Çiğ köfte de olur mu ki?, bazıları ise sadece balık tüketiyor. Suşi, özellikle de saşimi çok iyi bir örnek. Unutmadan, alkol, kafein ve unlu mamuller de kesinlikle yok."Peki bunun bize ne faydası var?" diyorsanız, o da şöyleymiş Öncelikle vücudunuza giren vitamin, mineral vb. yapı taşlarının miktarı da canlılığı da çok daha fazla oluyor. Daha iyi besleniyorsunuz yani. Bağışıklık sisteminiz güçleniyor. Sindirim sisteminiz düzene giriyor. Kötü, işlenmiş, yapay şeyler yemediğinizden karaciğeriniz, böbrekleriniz çok daha az yoruluyor. Cildiniz güzelleşiyor. Bir de tabii yine abur cubur yemediğiniz için fazla kilolarınızda bir azalma olabileceği beraber, çiğ beslenmeye geçmek hayli radikal bir karar ve herkesin harcı olmayabilir. Doktorunuzla filan konuşmadan aman girmeyin bu işlere! Dahası, babaanne tabiriyle 'para tuzakları' türemiş bu alanda da. Çiğ besleneyim derken maaşı ambalajlı gıdalara gömmeyin. Onun yerine Raw Food Recipes'de muhteşem tarifler bulabilirsiniz. Türkçe sitelerde de yavaş yavaş böyle tarifler çıkmaya başladı.Bir de tarihsel not düşeyim Yuval Noah Harari'nin Sapiens'inde ilk insanların yiyecekleri pişirmesinin, insanlık tarihinde yarattığı sonuçları anlatan yaklaşık bir sayfalık bir kısım var, meraklısına öneririm. Kitabın tamamını da öneririm tabii… Harari'nin anlattıklarını en kısa yoldan ifade etmek gerekirse, pişmiş gıda tüketmeye başlamak insanların sindirime harcadığı süre ve eforu azaltmış, bunun sonucunda bağırsaklarımızı kısaltıp beynimizin büyümesini sağlamış. Yani bugünkü insan, zekâsını kısmen pişmiş gıdalara BESLENME NEDİR, NE İŞE YARARÖncelikle ketojenik ne demek? Bu kelimenin kökünde 'ketozis' var. O da vücudumuzun karbonhidratsız kaldığı durumlarda, enerji için yağ depolarına başvurmasına verilen ad. Ketozis aşamasında yaşanan tepkimelerin sonucunda keton denilen maddeler ortaya çıkıyor. Vücudumuzda bunların yaşandığını nefesimizin aseton gibi kokmasından ya da eczanelerdeki keton çubuklarıyla testler yaparak anlayabilirmişiz.Peki ketojenik beslenme ne oluyor? Bol bol yağ, orta karar protein ve düşük miktarda karbonhidrat tüketilen ve vücudu yağ yakmaya zorlayan bir beslenme biçimi oluyor. Canan Karatay'ın savunduğu beslenme biçimine vakıf olanlar, benzerlikleri hemen fark edecektir.Ketojenik beslenmeye karar verirseniz, bol bol tereyağı Kahveye bile koyup 'kurşun geçirmez kahve' yapabilirsiniz örneğin..., zeytinyağı gibi bitkisel yağlar, ceviz gibi yağlı kuruyemişler, avokado, yumurta, süt ve et tüketebilirsiniz. Yalnız etle ilgili bir parantez Ne kadar et o kadar iyi değil; en çok önerilenler ton balığı gibi yağlı proteinler. Unlu mamullere, pilava, patatese, şekere, bala filan tamamen veda edeceksiniz. Çok özleyen badem ununu denesin. Meyveleri de çok canınız isterse günde bir kez küçük porsiyonlar halinde tüketebilirsiniz. Keto Recipes'de güzel tarifler var. Maalesef yine İngilizce ama en azından fikir gelince Bu beslenme biçimi ilk olarak çocuklarda epilepsinin tedavisi için bir metot olarak geliştirilmiş ve bu yolla nöbetlerin azaltılmasında yüzde 50'den fazla oranlarda başarı elde edilmiş. Keza diyabet, mide yanması, yüksek tansiyon gibi hastalıklarda da, Alzheimer, Parkinson gibi bozukluklarda da hastaların ketojenik beslenmeye başlamasıyla şikayetlerinde azalma ya da hastalığın ilerlemesinde yavaşlama ketojenik beslenme son dönemde en fazla kanserli hastalara öneriliyor. Zira kanser hücreleri şekerle besleniyor ve vücuda giren şekerler ile karbonhidratlar ne kadar azalırsa hücrelerin büyümesi de o kadar birlikte ketojenik beslenmeye geçmek de sizin için radikal bir karar olabilir. O nedenle tıpkı çiğ beslenmede olduğu gibi burada da doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz Artık yazmaya gerek görmüyorum ama ketojenik beslenme ya da çiğ beslenmeyle ilgili ilginç deneyimleriniz varsa e-postalarınızı beklerim.

yiğit özgür hızlandırılmış ingilizce kursu