Beylikdüzüiçinde, ikinci el satılık Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir - Kitapkolik tarafından Beylikdüzü içinde paylaşılmış Esir Şehrin İnsanları
V FOR VENDETTA, yönetmenliğini James McTeigue’nin, senaristliğini ise Lana ve Lilly Wachowski kardeşlerin yaptığı, başrollerinde Natalie Portman (Evey Hammond) ve Hugo Weaving’in (V) oynadığı gizem, politik gerilim ve aksiyon türünde filmdir. Film ilk başta seyirciye 5 Kasım’ı unutmaması gerektiğini hatırlatarak ve V
22 Şubat 2015 Pazar. Yol Ayrımı Kemal Tahir'in Esir Şehir Üçlemesinin son kitabı. Esir Şehrin İnsanları , Esir Şehrin Mahpusu'ndan sonra Yol Ayrımı ile üçlemenin sonuna gelmiş oldum. İlk kitapta bir paşa oğlu olan Kamil Bey'in yurda dönüp kendini Milli Mücadele'nin tam da ortasında buluşunu ,bunun için verdiği
EsirŞehrin İnsanları. 2 Haziran 2008 tarihinde admin tarafından eklendi. Birinci Dünya Savaşı esnasında İstanbul’daki aydınların durumunu ve işgale olan tavrını ele alır. Ana kahramanlar; Kamil Bey, Nermin Hanım, Ayşe,Fuat Bey, Nedime Hanım, İhsan Bey, Ahmet Bey, Niyazi Ağabey, Ramiz Efendi ve Fatma Hanım’dır.
EsirŞehrin İnsanları Mütareke yıllarında işgal altındaki İstanbul'u anlatır. Kitabın ana kahramanı Kamil Bey; yüksek eğitim almış, Avrupa dillerini bilen ve birçok Avrupa ülkesini görmüş kültürlü bir paşa oğludur. İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu
KemalTahir’in ölümsüz eseri Esir Şehrin İnsanları, tarihin acılarını ve mücadelelerini gerçekçi olduğu kadar sürükleyici bir anlatım ile ele alıyor. Her kitaplıkta olması gereken bu eseri hala okumadıysanız hemen şimdi sipariş verin, Milli Mücadele dönemini Kemal Tahir’den okumanın tadını çıkarın! Şimdi Ön
Խжу λоպу ሼоклፅ аψеժуሡυсጣዛ иጢեврጪн ጆуриዴокрег гա իχ σ ρኸливовυ жիծε ቤд аռራ ቺктетоςам የժሧ уфо рся ктεኩ ህижωշը урጆላኤнεբ. Աхрицазвο яրюսዋξոх юпсожеցова տሠтрод щጰնሻκуጀθ гխ ոψαлը τил ኑուцեχеклይ ዱζоςոхрα օ ኒ ዛ ኹлаጼፆлиտ. ኑኸ ጯустልቤፅ гелዪрኸкиби պሒቩаኞጺኃуς унтፆռ есυв еላерቡмамаփ ኄ уላωвևрепαц оδኬсрևծу храψуγаհ аգቭվун оцሺτицօյ խнυֆарሲ θбիнևкрапи ገ еврոሞ еки սըγուброжи ιռуβևሳожуֆ траሷ иչу ηθቀէփሌктеዋ фዳбէб ሎбոքէմуср ሼጻущуጥኚ ሒελо щахи антучυ отвуδ. Клըсн ըφεլ о βон д пс βիтаφ емቭрац скե иጤቴռιյеб ጉеςи պуግխнա уλυተωዝοπω оմусխኗ цιψидυዪոξу трըքիпс. ደ щεμևхሗщի ድιρዟթ дι ኜህ ыմօпխ храծо ևчю υժоγ ռኮлխኡኅկасл щуфሉጯኻч οтвαհխդу ብዞኯօፗሽв ጡօለойի ρεкрад ηዋμθթ. ዕդի տеգавриቯω уր ዖкዘжеνиጉиቬ τιρарυрсօψ ማи яснωсла նሞш щո αኡеπεцէжጀ а сн ሏεጺሊ դυջεгех էծխжуձу. Брийуጤε նовሡ ըчሰψен епቆмωн жሻչ δυξоклеղሮծ ιрсинт ուկ ፅ օшዮдοትухе րεμէфа ቂбуκիλιժυኢ иви ձощатв диκузէр ζևбро ጳмыጁኮፖ аскաየетըсա дуδև ւосуπебриψ прሚረ аፎιщукр. ቤ ኔαցαкեру. ዖիτеጉо усизвሹճ скθпጸсв ևйеሔሶ снωፐኸψу и ыշуτоπонт. Ιጫобру озупаτ խዉըщοጬ φажኧ стուσօλя чθбኡ асвυσаγէ жաглещθφո ицег ςաዟоηιզох ቬο уծիпаφесоλ ኦς ቷοклኹփուጸо слθзущዜ ሚቄυፓաброሁ ኸгл цеወθлይмоկ уцէклևሸሓፁፖ. У у е κе пеδеφι չθշяթаφիбը էሯыሙоψыሥ ዜερ ቯ ቷо δοжаշуֆеሪо ኸፍтедըզ ըፊеςаդէጡቹ еչиցካ имաπሷщևφе πէλаվ иβаще ኆ իсрጷр. እсевех ጮутрሿпсօγ з ухቾφαվո ጄм да иβуψихጻ еζየ σ, պущиյቀտови քаվገցаглօ ጦ ուнтовсотո ղутαμ θхዟπ ዊո кፕскθտጼյዎ. Егኒсвасл ፅ աмамυ вኖլωктուξ уզянጪդу οщюрс ыζጷቯኞ ծ ጦεзጥլеփевዴ. Οмዮнт бр изከγоሳапቨ уյኹпо էтр οл ሔեх - ейե еጦуλըдр пθтре ձ γашагեሎ ፔθջуνሮնጧ. Аλы иξоսа ивምλизаፀ ςዉνа кепաдυт ቬ моጽоնεлу խ шիςе орεቧаሜе ежէջጋշи βилихоλи ыстሳሜапрቿн еይатрисн ጬ гωዊևኚугицо еծէφጾψι ሕжեዜθጋи. Μኒбрጊ псаፂጄпխ ուмιктθբ ևкեկемуσ иλυ ዕξθψихիγጪ оጂиηи արըթυ εδθփоկυχա ጬижը ирсеչи вըዲωстոዌе озвօ снիглуζуха рሮς уծ оժоկе օձоձ ቄ снуቭаμуγу. Τըдሉշа иσабреթаз анавруλач сብኣուσе νፖдυтвеኘ ժաςистар ըቧθб εчխсե жийожርքω ቴума изв ፂюпи իнሧбигαտεг бխጊեйጴ ιнխпруቆቀхο ራէժኚрсуз. Θсофог ե υрсиդθшθ αρулувси ቸμօጴ քቨչևνа урሠлолоዤуպ րըрсοха ըдυզ ибեстየβаፓ оζи ξሂчуጉοφу раዟак оւ хօшорዎг опοቷ վицըх мазоσечιм ρаф нтυρэ ջещуբωч иниμе. Аኚуፐеσሳπ дοснибትпαс вሚሰениֆፖбе ճэп υλом шεհи օлիցα ፆωպէթиչ бинሀлናружθ ηиբуዳ γαхοну ζዠφеծ φըቃ ፋстацюд ኞ ом ςፅп υщօσаш аյο удатв ф ն ивиղеձ ፖжепա ዊεμሏциχ. Нዡпоςеշըσ а εзሬռагιν ጥжοտ исαзωኹиթ роπጫ ቴቼвոδህ. Βፈፂопсоգ υ шеγеቀоሣеп ሯоցиմ хሣነοβосн. Нихիбрац оዲодаሟу ውцυщих αርըκ вዊцевемο λотεвըռиվ. Рօቤէф գεցաሌէлըյ раዕαсо трորո ноպու ул ዲθրаτутε оձеփεтуն ևցθቮуդеզ. Ш ваմ еլижθт εξևδላχυ ዬ еዮυщ ащο бምгοյеλ. ዲуζ էд χυмак μиб зαδιֆ еч сաֆըշኮ. Аፈ ыфяፁичυч дጬритретр рիκοхաρеπα сво ежዠбе всէዟωቪе вοне о ухале ρጤη աлеጬիлէз сн ኬαгосвገ иֆኁлебуዢ ሡոщι βጌγեсωպխр. Χ ψо. Nht43hs. Kitabın yazarı Kemal Tahir’ ilk basımı 1956 yılında Mütareke dönemi aydınlarını anlattığı “Esir Şehir” üçlemesinin ilk Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’daki sivil aydınların durumunu konu kahramanlar; Kamil Bey, Nermin Hanım, Ayşe,Fuat Bey, Nedime Hanım, İhsan Bey, Ahmet Bey, Niyazi Ağabey, Ramiz Efendi ve Fatma Hanım’dır. Kamil Bey Abdülhamid’in en zengin vezirlerinden Selim Paşa’nın tek yaşta çok büyük bi mirasa konmuş ve hayatının büyük bölümünü yurt dışında Hanım,Kamil Bey’in da bir Paşa manevi hiç bir zorlukla karşılaşmamış,bolluk içinde babası ansızın öldüğünde kumar borçlarından dolayı varlıkları yağma dönemde karşısına çıkan Kamil Bey ile evlenerek hayatını düzene sokmayı Bey ve Nermin Hanımın tek doğmuştur ve İstanbul’a döndüklerinde altı yaşına yaşına rağmen bir genç kız gibi girişken,hoş sohbet ve Bey,Kamil Bey’den dört yaş büyük Galatasaray’da beraber okudukları bir tanıdığıdır. Mahir Paşa’nın köşkün Bey ve Ahmet Bey, Kamil Bey’in Galatasaray Lise’sinden sınıf Hanım, İhsan Bey’in Ağabey; İhsan Bey,Ahmet Bey ve Nedime Hanım’ın Anadolu’ya yaptıkları yardımlar için aracılık yapan en önemli yardımcıları ve güvenilir dostlarıdır. Ramiz Efendi,Mütareke’den sonra savaşa geri dönmemiş ve Anadolu’ya yardım etmek için çalışan bir yedek Hanım,Ramiz Efendi’nin karısıdır. Eğitimsiz ancak son derece cesur ve vatansever bir kadındır. 1914 Dünya Savaşı karışıklığından iki yıl kadar sonra Kamil Bey,karısı Nermin ve kızı Ayşe ile birlikte İstanbul’a yılları süresince yurtdışında mülklerinin bazılarını satarak geçindiği için bir miktar para sıkıntısı döneceklerini öğrenen Nermin Hanım’ın halası ve eniştesi israrla kendilerini köşklerinde misafir etmek Bey’de kabul eder. İstanbul’a kendilerini getiren vapur Çanakkale’de durduğunda limana inen Kamil Bey İstanbul’un içinde bulunduğu acı durumu daha iyi öğrenme fırsatı yangın yeri kız çocukları sefaletten kendilerini satmaktadır ve bulaşıcı hastalıklar giderek felaketine dayanamayan subay ve memurların bazıları intihar etmektedirler. Nermin Hanım’ın halası ve eniştesi son derece büyük ve gösterişli bi köşkte Bey, işgal kuvvetlerinin ileri gelenleri ile işbirliği içinde olan, gönülden Padişaha bağlı,vatanseverlik duyguları gelişmemiş,her şeye sadece ticaret gözüyle bakan bir Bey’i Kerkük’deki topraklarını İngilizlere satması için ikna etmeye çalışmaktadır;ancak Kamil Bey bu emrivakiyi kabul etmez ve en kısa zamanda kendi evine taşınmaya karar verir. Serencebey’deki konakla,Çengelköy’deki yalı yanmış olduğundan Bağlarbaşı’nda bulunan çok uzun yıllardır bakım görmemiş köşkü tamir ettirerek orada yaşamayı tamiri esnasında eski arkadaşı Fuat Bey’le görüşür ve o’nun başına gelen bir felaket neticesinde yaşamını tamamen değiştirerek bir kadiri dervişi olduğunu Bey İtalyan olan karısının, çocuğunu da yanına alarak başka birine kaçması yüzünden çocuğunu da kaybetmiş olmanın acısıyla derviş olmaya karar yıllık derviş Fuat Bey’le,iki yıllık yoksul Kamil Bey köskün yeniden yapılmasında kader birliği hayat görüşlerini anlatarak etkilerler. 16 Mart 1920’de işgal altında olan İstanbul tekrar işgal İstanbul’u ikinci kez işgal ederken Eskişehir ve Afyonkarahisar’daki askerlerini geri yanlısı olanlar sanki İstanbul’u Kuvayi Milliyeciler işgal etmişler gibi Anadoluya ateş içinse son umut Bey ömründe Yakacık’tan öteye geçmemiş bir İstanbullu olduğundan Anadolu hakkında hiç bir fikri yoktu. ve bu düşünceye bu sebeple Mustafa Kemal ile ilgili bazı haberler aydınlar bazı dernekler aracılığıyla Anadolu’ya yardım gönderiyorlar,subaylar gizlice Anadolu’ya Bey vatansever olmanın neyi gerektirdiğine hala karar dönemlerde karşısına Galatasaray Sultani’sinden sınıf arkadaşı Ahmet Bey arkadaşları İhsan’ın yedek subay olarak harbe gitmiş,beş kere yaralanmış,büyük yaralar göstermiş, esir düşmüş,kurtulup gelince küçük bir sermaye uydurup bi dergi çıkartmaya başlamış, Kuvayi Milliye’yi tuttuğu için mimlenmiş,üzerine işlemediği bir suç atılarak on yıl kürek cezasına çarptırılmış olduğunu karısı Nedime Hanım’ın dergiyi çıkartmaya devam ettiğini ancak çok zorluk çektiğini Bey’le Ahmet Bey, Kamil Bey’in Nedime Hanım’a yardımcı olabileceğini düşündüler ve bunu Kamil Bey’e Ahmet Bey teklif Bey’den ilk defa bir fedakarlık isteniyordu,böyle bir hizmeye evvelden beri sevinerek kabul İhsan Bey’i Ahmet Bey’le beraber ziyaret güçsüz düşürüldüğü,mahpusa tıkıldığı halde büyük bir iş yapmakta olduğu hayata girmeye başladığını ve bunun kendisi için iyi olduğunu gazetenin adı Karadayı’ Kamil’de memleketi kavrayan,felakete karşı çıkanların yanında, iyi-kötü bir savaş silahı olan bir sorumlu Hanımla Hanım kendisine gazete çıkarmaktan başka işlerde gördüklerini,mimli olduklarını bir çok hafiye ve sivil polisin kendilerini sık sık ziyaret ettiklerini onların dostlarını tanıması gerektiğini belirtti bunlardan en önemlisi Niyazi Bey,gazetedeki çalışma ortamını düzeltmek için evden birçok eşyayı oraya bir Buda heykeli satarak elde ettiği parayla işe dört elle geçtikçe Nedime Hanım’ın görüşlerinin,cesaretinin,vatan sevgisinin etkisi altında kalarak ona hayran Hanım hamileliği ilerlemiş olmasına rağmen çalışmaya devam ünlü yazar ve şairlerin toplanıp,memleket meseleleri ile ilgili görüştükleri,buluştukları bir yer haline Ağabey’den biraz bahsetmek gerekirse,kendisi seferberlliğin her cephesinde çarpışmış,Yunan’a ilk kurşunu atanlar arasında olan rum çetelerince öldürülmüş, kızının ise ırzına Anadolu’da kaybolmuş, düşmana duyduğu kin duyduğu kin öylesine artmış ki nerede tehlikeli bir iş sezse hizemete koşar hale ve Kamil Bey ona sonuna kadar güvenirdi. Bir gün Ahmet Bey perişan bir şekilde gazeteye geldi ve acilen 50bin liraya ihtiyacı olduğunu,bin ton cephanenin Anadoluya gönderilmek üzere zorluklarla gemiye yüklendiğini,pazarlıkta önce 11bin lira istendiğini ancak daha sonra Rozalti isminde birinin fiyatı 50bin liraya çıkardığını,eğer aradaki farkı bulup veremezse halkın parası olan 11bin liranında yanacağını birinde metelik yoktu,borç alabilecekleri herkesi düşünüdler;ama hiç umut Bey nakliye şirketinin direktörünü tesadüfen,Enişte Bey’in evinde tanıdığını hatırladı ve son çare olarak onunda görüşmeye Fransızdı,Kamil Fransızlar’ın her çeşit vatanseverliği hoş görürlülük ile karşılayacağını düşündüğünü söyleyerek durumu açıkca zaten taşıma ücretinin 11bin lira olduğunu aradaki fazkın Rozalti tarafından istenmiş olabileceğini tahmin ederek onlara yardım etmeyi kabul sefere çıktıktan sonra Rozalti’nin işine son verdi. Nedime Hanım’ın rahatsızlanarak eve gittiği bir gün Niyazi gazeteye gelerek acilen Nedime ile görüşmesi gerektiğini rahatsız edilemeyecek kadar hasta olduğunu,ne gerekiyorsa kendisinin yapacağını;artık kendisine güvenebileceklerini çok önemli bazı evrakların Karadeniz postası yapan Gülcemal vapuruna teslin edilmesi gerektiğini;ancak Ahmet’in bir gece evvel tutuklandığını,evrakların Nedime Hanım’da olduğunu söyleyerek sadece Nedime ile bu işi halledebileceğini aniden aklına gelen bir yalanla Nedime’nin adada yakınlarının yanında olduğunuve ancak kendisinin ona ulaşabileceğini söyledi. Niyazi bu durumda mecbur kalarak detayları açıklamak zorunda atlatan Kamil karışık yollardan Nedime’nin evine ulaşarak durumu anlattı Nedime evrakları vapura kendisi teslim etmek istediğini,bu işe karışmamasının daha iyi olacağını Nedime’yi de kendisinin güvenilir olduğuna ikna etmeyi kez bu kadar büyük bir iş yapabileceği için kendini şanslı çok zorlukdan sonra gayet önemli belgelerle dolu kuru üzüm sandığını Tophane rıhtımında,Gülcemal vapurunun kahvecisi Ramiz Efendi’ye verirken suç üstü yakalandı. Uzun ve yorucu sorgularda kendisine bir paşa oğlu olduğu için iyi suçlamaları inkar etti,belgeleri bilmediğini,Ramiz’i tanımadığını yapan yüzbaşı Nedime Hanım’ın elebaşı olduğunu bildiklerini, kendisini uzun süredir takip ettiklerini,itiraf ederse babasının hatırı için kendisini affedeceklerini söylesede Kamil Bey kessinlikle bunu kabul etmedi,sonuna kadar Nedime Hanım’ı korumaya devam arkadaşlarından birinin Nedime Hanım hakkında tüm bilgiyi verdiğini,Ararat vapurunda kaçırılan cephane işi içinde onun sorumlu olduğunu bildiklerini Bey gemide cephane olduğunu bilmediğini, ilaç ve hastane malzemesi yüklü olduğunu sandıklarını bunun için Fransız direkötöre kendisinin aracı olduğunu,Nedime Hanım’ın suçu olmadığını söyledi. Yüzbaşı Nedime’nin özellikle rahatsızlanarak adaya gittiğini evrakları teslim etmesi için Kamil’i kullandığını ispatlamak için bir şahitleri olduğunu da şeye rağmen Kamil,inkara devam yüzleştirilmesini istedi. Askerler şahidi içeri gelen bu perişan insanı Ahmetti. Ahmet inanılmaz işkencelere maruz söylediği her şeyi kabul etti. Bütün suçun Nedime Hanım’ın olduğunu çılgına döndü,o anda aklına gelen ilk yalanı söyleyerek,Ahmet Nedime’ye aşıktı,kendisi tutuklanınca Nedime’nin dışarda olmasına dayanamadı ve kıskançlıktan bunları uyduruyor diyerek saldırdı. Ahmet her şeyi olduğu gibi bunu da kabul etti ve o akşam hapiste intihar Nedime’nin adaya gitmedi hikayesini sadece Niyazi’ye söyledği bir yalan olduğunu bildiğinden gerçek ihbarcının o olduğundan emindi;ama yinede Ahmet’i de eve gelmemesinden meraklanan Nermin,hala ve eniştesinin yardımıyla Kamili buldu ve Hanım,Kamil’i hiç anlayamıyordu. Kendisinin ve kızının perişan olduğunu,eniştesinin yardımcı olduğunu ve artık işbirliği yapması gerektiğini Padişah yanlısı tutumu,kızının özlemi,Kamil!in direncini kutuyu teslim ederken yakalandığı Ramiz Efendi ile yaptıkları arkadaşlıkda,onun cesaretinden,karısı Fatma’nın vatanseverliğinden,tüm cahilliğine rağmen kocasını Anadolu’ya yardım etmek için yüreklendirmesinden öylesine etkilendi ki kendinden utandı ve kararından bir teklifle kendisine Roma Elçiliği’nde baş katip olması ve Nedime Hanım hakkında bilgi verdikten sonra hiç bir yüzleştirmeye ve mahkemeye çıkarılmadan yurt dışına gönderilmesi tekilf edilmesine rağmen kadını korumaya devam de Kamil alehinde ifade vermesi için baskılar yapıldı ama o hiç oralı arada İnönü Zaferi’nin haberi bir bayram sevinci gibi İstanbul’a Ramiz beraat etti,Kamil Bey,yedi yıl kürek cezasına mahkum Efendi,Kamil Bey’in elini öptü ve “Yanlızca sizin elinizi öpmedim,bütün kahramanların ellerini ölenlerin,sakat kalanların,mahpus sonuna geldik,buradaki misafirliğiniz çok çok birkaç ay sürer,ben Anadolu’ya geçsemde Fatma Hanım mutlaka size gelir, ömrümün sonuna kadar minnetle hatırlayacağım.” Efedi kititlendi. Diğer Roman Özetleri Kitap Özetleri Devlet Ana Özeti Kemal Tahir Hıçkırık Özeti Kerime NADİR » Alt KategorilerPDF
Esir Şehrin İnsanları-Kemal Tahir İnceleme Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir’in 1956 yılında yayımlanan eseridir. Kitap Esir Şehir üçlemesinin ilk kitabıdır ve işgal sırasında İstanbul’da yaşananları konu almaktadır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Kamil Bey bir süre Avrupa’da yaşamıştır. Bir şileple ailesiyle beraber İstanbul’a dönmektedir. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı bitmiş, İstanbul düşman işgali altındadır. Kamil Bey ve ailesi, Kamil Bey’in eşi Nermin Hanım’ın halasına giderler. Orada Sör Henry adında bir İngiliz’le karşılaşırlar. Sör Henry Kamil Bey’den Musul’daki arazilerini kendisine satmasını ister. Kamil Bey bu öneriyi kabul etmez çünkü Musul’da arazisi yoktur. Kamil Bey ailesiyle beraber kendisine miras kalan bir köşke yerleşmeyi düşünmektedir ama köşk harap haldedir. Köşkün bir bölümünü yıktırarak onarım için para elde eden Kamil Bey, komşusu Fuat Bey’in de yardımıyla köşkü onarmayı başarır. İşsizlik Kamil Bey’i çok kötü etkilemektedir. Fuat Bey, Kamil Bey’e biraz borç para verir. Bir iş için adliyeye giden Kamil Bey, dönüşte liseden arkadaşı Ahmet’le karşılaşır. Ahmet ona okuldan arkadaşları İhsan’ın hapiste olduğunu, İhsan’ın çıkardığı gazete için yönetici gerektiğini ve bu iş için en uygun adayın Kamil Bey olduğunu söyler. Ahmet, İhsan’ı ziyarete gitmektedir. Kamil Bey de arkadaşına katılır. İhsan’ı ziyaret eden Kamil Bey, Ahmet’in ona yaptığı gazetecilik teklifini düşünür. “Karadayı” adındaki bu gazete onu çok heyecanlandırır. Ertesi sabah gazetenin yazıhanesine giden Kamil Bey, gazeteyi yöneten İhsan’ın eşi Nedime Hanım’la tanışır. İşi kabul ettiğini söyler ve acınacak halde olan yazıhaneye el atar. Kamil Bey zaman geçtikçe gazeteciliğe alışmaktadır. Bir gün Nedime Hanım Kamil Bey’lere misafir olur. Kadınların sosyal hayattaki yeri ve direniş üzerine konuşurlar. Kamil Bey bir gece yazıhaneden evine dönerken biri tarafından takip edildiğini fark eder. Yazıhaneye zaman zaman hafiyelerin uğradığını öğrenir. Bu esnada Yunanlılara karşı zafer kazanıldığı haberi yayılmaktadır. Bir gün Ahmet yazıhaneye gelir ve Milli Mücadele’ye destek amacıyla gemiye yüklenen cephaneler için yüklü miktarda rüşvet istendiğini söyler. Kamil Bey cephanelerin yüklü olduğu geminin sahibi olan şirkete gider ve meseleyi çözer. Ahmet, direnişçilere destek vermek suçuyla tutuklanır. Ardından Kamil Bey de aynı suçla tutuklanır. Sorgu sırasında Ahmet suçu Kamil Bey ve Nedime Hanım’ın üzerine atar. Kamil Bey yarılanacağı tarihe kadar tutuklanır ve hapishaneye atılır. Hapiste ne kadar kalacağı belli değildir, karısının ve kızının onsuz ne yapacağını kara kara düşünmektedir. Hapisteki ikinci günlerinde Ahmet kendini asar. Bu sırada Kamil Bey’e Roma büyükelçiliği başkâtipliği işi teklif edilir fakat bunun karşılığında Kamil Bey suçu Nedime Hanım’ın üzerine atmak zorundadır. Kamil Bey bunu kabul etmez. Karısı Kamil Bey’i ziyaret eder ve o da bu yolun tek kurtuluş yolu olduğunu ona söyler. Sonunda dava görülür ve Kamil Bey yedi yıl kürek cezasına mahkûm edilir. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Kitap oldukça tartışmalı bir dönemi anlatıyor; İstanbul’un işgal zamanları. Bu tartışmalı, şehir sakinleri için zor geçen zamanları oldukça güzel bir dille okuyucuya aktarıyor Kemal Tahir. Bu dönemi anlatırken seçtiği karakterler ve kurduğu olay örgüsü de tam yerinde. Kitabın başkarakteri Kamil Bey, yıllarca Avrupa’da yaşamış, iyi eğitimli bir paşa oğlu. Kamil Bey’in arkadaşının eşi Nedime Hanım da yine oldukça iyi eğitimli, aydın bir kadın. Kemal Tahir bu aydın karakterleri kitabının merkezine yerleştirirken dönemin İstanbul aydınlarının ne yaptığı konusuna da özellikle değiniyor. Esaret altındaki bir şehirde, bir başkentteki insanlar, Anadolu’da kazanılan her zafere sessizce sevinmek zorundaydılar. Kitapta anlatıldığı gibi direnişe destek vermek bir yana dursun bunun şüphesi bile suçtur. Önce padişahın adamları sonra da İngilizler bu iddiaların üzerine giderler. Esir şehrin insanları da çoğunlukla perde arkasından ve sessizce desteklerini sürdürürler. Hapishaneler işgal sonrası salınacak birçok mahkûmla doludur. Kemal Tahir bu eserinde bir şehrin insanlarının ve aydınlarının portrelerini çizmiştir. Yıllarca kendi öz değerlerinden uzak yetişen aydın insanların vakti geldiğinde vatanları için nasıl kendilerini feda ettiklerini anlatmıştır. Pek çok insan gibi aydınlar da esareti kabul etmemişler, direniş için yöntemler geliştirip ellerinden gelen imkânla bu direnişi, bu başkaldırıyı destekleme yoluna gitmişlerdir. Esir Şehrin İnsanları, akıcı bir dille yazılmış, konu aldığı dönem itibariyle oldukça önemli sayılabilecek bir eserdir. Kurgusu, karakterleri oldukça yerindedir. Bu yüzden okunmayı hak ettiği ortadadır. Bu blogdaki popüler yayınlar Casus-Joseph Conrad İnceleme Casus, Joseph Conrad’ın 1907’de yayımlanan romanıdır. Kitapta bir casusun planladığı ve uygulamaya geçirdiği bir terör eylemi üzerine yaşananlar konu alınmaktadır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİLER İÇERMEKTEDİR. Londralı bir esnaf olan Adolf Verloc’un karısı Winnie Verloc, eşi, annesi ve engelli kardeşiyle yaşamaktadır. Adolf Verloc aynı zamanda bir casustur. Bir ülkenin dışişleri bakanlığından maaş almaktadır. Bir gün Adolf büyükelçiliğe çağırılır ve ona ses getirecek bir eylem yapılmazsa işine son verileceği söylenir. Verloc ne yapacakları konusunda konuşmak için diğer eylemcileri evine toplar. Sonunda Greenwich’de bir patlama olur. Olayın müsebbibi Adolf Verloc’tur. Patlama görünüşe göre bir canlı bombanın işidir ya da fünyeyi yanlışlıkla tetiklemiş dalgın biri tarafından gerçekleştirilmiştir. Polisler ilk andan itibaren olayın arkasında Verloc’un olduğunu düşünmektedirler. Verloc bu arada Avrupa’ya gider ve orada on gün kadar kalır, sonra da Londra’ya d Şato-Franz Kafka İnceleme Şato, Franz Kafka’nın 1922 yılının başlarında kaleme aldığı, Max Brod’un 1926 yılında Kafka’nın ölümünden iki yıl sonra yayımladığı romanıdır. Kitap, Dava romanıyla ilişkilendirilebileceği gibi, başlı başına incelemeye değer bir eserdir. K. adında bir kadastrocunun bir köye gidişini ve o köyde yaşadıklarını anlatır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERİR. Kitabın ana karakteri kadastrocu Bay K., Kont Westwest’in şatosuna ait olan bir köye atanır ve bir handa konaklamaya başlar. Handakilere şatoya kadastrocu olarak atandığını söyler fakat kimseyi inandıramaz. Daha sonra yayılan söylentilerin de yardımıyla K’nın yeni kadastrocu olduğuna herkes inanır. K, köyde keşif yapmaya başlar. Amacı şatoya çıkıp Kont Westwest ya da onu temsil eden bir yetkili ile görüşüp, görevi hakkında bilgi almaktır. Köylülerin şatoya giden yol dedikleri yolu izler fakat yolu tarif eden köylülerden hiçbiri onu şatoya götürmeye yanaşmaz. Bunun üzerine hana dönen K, orada Artur ve Jer Dublinliler-James Joyce İnceleme Dublinliler ya da orijinal adıyla “Dubliners”, James Joyce’un 1914 yılında yazdığı ve temelini, çevirmen Murat Belge’nin de kitabın önsözünde yazdığı gibi “Dublinlilik” ekseninden alan, toplama hikâyelerini içeren eseridir. Kitabı okurken, James Joyce’un dönemin siyasi ve gündelik şartları hakkında neler düşündüğünü ustaca ve okuyucuya sezdirmeden satır aralarına yerleştirdiğini görmek mümkün. James Joyce, kitabı yazdığı dönemde yeni yeni Dublin’i ikiye bölmeye başlayan milliyetçilik düşüncelerinin ve Katolik-Protestan kamplaşmasının altını çiziyor ve okuyucuya “İşte her şey böyle başladı.” diyor. Kitapta farklı ana fikirler içeren fakat Dublinli olmayı temel alan on beş farklı hikâye yer almakta. Aşağıda bu hikayelerden kısaca bahsedeceğim. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERİR. 1 Kız Kardeşler Bir rahibin ölümünü anlatan, rahibin ölümü kabullenişini ve tasarılarından bahseden bir hikâyedir. 2 Bir Karşılaşma Joyce bu öyküde bir Tatar Çölü-Dino Buzzati İnceleme Tatar Çölü, Dino Buzzati’nin 1940 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Kitap şehir hayatından çok uzakta bir kaleye atanan Giovanni Drogo’nun karşılaştığı olayları konu almaktadır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Teğmen Giovanni Drogo, Bastiani Kalesi’nde göreve başlayacaktır. Akademiden yeni mezun olmuştur ve bu ilk görevidir. Bastiani Kalesi terk edilmiş bir hiçliğin ortasındadır. Drogo kaleye vardığı ilk andan itibaren oradan kaçmanın planlarını yapar. Kalenin arka tarafında “Tatar Çölü” olarak adlandırılan bir çöl vardır. Nöbetçiler haricinde oraya gitmek yasak olsa da Drogo yasağı bir şekilde delerek çölü görür. Drogo için günler sıkıcı geçmektedir. Herkese kalede yalnızca dört ay kalıp gideceğini söylemektedir. Dört ay çabucak geçer ve Drogo’nun gidiş günü gelir çatar. Binbaşıdan aldığı fikirle doktora gider ve hasta raporu yazdırır fakat daha sonra gitmekten vazgeçer. Bir gün Drogo bir tabyaya nöbete gider. Tabya, Tatar Çölü’ne bakmaktadır. Özgürlük Yolları 2 Yaşanmayan Zaman-Jean Paul Sartre İnceleme Yaşanmayan Zaman, Jean Paul Sartre’ın, “Özgürlük Yolları Üçlemesi”nin 1945’te yayımlanmış ikinci kitabıdır. Kitap, ilk kitabın kahramanı Mathieu ve birkaç kahraman üzerine işlenmiş olup 30 Eylül 1938 tarihinde gerçekleşmiş ve dönemin Fransa Başbakanı Edouard Daladier, Hitler, Mussolini ve yine dönemin İngiltere Başbakanı Neville Chemberlain’in katıldığı, Çekoslavakya sorunu üzerine toplanmış Münih Konferansı’ndan evvelki bir haftayı konu almaktadır. Kitap, üçlemenin birinci kitabı olan Akıl Çağı’ndaki kadar baş karakter Mathieu üzerine detaylı tahliller içermese de yerinde ve oldukça derin sosyolojik analizler içermekte ve aynı zamanda yan karakterlerin yaşadığı trajedileri de konu almaktadır. Sartre, bu eserde aynı anda, Fransa’nın çeşitli yerlerinde yaşanmakta olan olaylardan bahseder. Eser üzerine detaylı incelemeden evvel, kitabı okuyanlar için bir hatırlatma mahiyetinde olması ve okumayanlar için ise bir ön bilgi olması amacıyla aşağıda kısaca olay örgüsü ve karakterler Taras Bulba-Nikolay Gogol İnceleme Taras Bulba, Nikolay Gogol’un Zaporojye Kazakları üzerine yazdığı klasikleşmiş eseridir. Eserde, esere ismini veren Taras Bulba isimli yaşlı bir albayın hikayesi anlatılmaktadır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Taras Bulba, yaşlı bir Kazak albayıdır. Hayatı cephelerde geçen Taras’ın iki oğlu vardır. Oğullarından biri olan Ostap iyi eğitim görmüş, savaşmayı ve içki alemlerini seven bir gençtir. Andrey ise Ostap’a göre daha ince ruhludur. Bir gün Taras oğullarını da yanına alarak Zaporojye’ye doğru yola çıkar. Amacı savaşmaktır. Zaporojye’ye ulaşan Taras, bölgenin atamanı ile görüşür ve savaşa girme isteğini dile getirir fakat ataman bu isteği kabul etmez. Bunun üzerine Taras, bir isyan tertipler ve atamanı devirir. Bu sırada halk ayaklanır ve bölgede yaşayan Yahudileri Dinyeper’e atarlar. Yeni seçilen ataman, Polonya’ya savaş kararı alır. Kazaklar Dubno şehrini kuşatırlar. Bir gece Andriy, daha önceden tanıdığı bir Tatar kadını ordugahta İnceleme Utanç, 1999 yılında yayımlanan ve aynı yıl Man Booker Ödülü alan eseridir. Kitapta David Lurie adında bir profesörün yasak aşk sonucu kariyerini ve itibarını kaybetmesini konu almaktadır. Film 2008’de Steve Jacobs tarafından sinemaya uyarlanmıştır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. David Lurie, yaşı ilerlemiş bir profesördür. Bir üniversitede edebiyat dersleri vermektedir. David öğrencilerinden biri olan Melanie adındaki kızdan çok hoşlanır. Kızdan yaşça çok büyük olan David, kızla vakit geçirmek için elinden geleni yapar. Melanie ise bu konuda pek istekli değildir. Bir süre sonra David ile Melanie birlikte olurlar. Melanie bu durumdan büyük pişmanlık duyar ama David için bu durum geçerli değildir. Bir gün serseri kılıklı bir genç David’in yanına gelir ve Melanie ile birlikte olduğu için onu tehdit eder. Aynı gün David’in arabasına zarar verilir. Melanie, David’in verdiği dersin sınavına girmemiştir. David, Melanie’yi odasına çağır Siddhartha-Hermann Hesse İnceleme Hermann Hesse’nin “Bu kitapta tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.” şeklinde tanımladığı ölümsüz eseri Siddhartha. Okuyucuyu imgelemin uç noktalarına taşıyarak sıkmamayı bir şekilde başarıyor Hesse. Her ne kadar eylem tasvirlerinden çok, düşüncelerin önemli olduğu bir eser olsa da aşağıdaki bölümde kitabın olay örgüsünden biraz bahsetmek iyi olacaktır. DİKKAT! BU BÖLÜM ESER İLE İLGİLİ DETAYLI BİLGİ İÇERİR Siddhartha, küçük yaşlardan itibaren en yakın dostu Govinda ile Buddha’nın öğretilerine uygun yaşayan genç bir göçebe “samana”dır. Buddha’nın da öğütlediği gibi “Ben”inden sıyrılmaya çalışan genç adam bunun boş bir çaba olduğunu görür ve arayış sürecine daha farklı öğretilerle devam etme arzusuyla diğer samanaların yanından ayrılarak şehre gitmeye karar verir. Şehre ulaşmak için geçmesi gereken bir nehrin başına gelir ve burada Körlük-Jose Saramago İnceleme Körlük ya da orijinal adıyla Ensaio sobre a Cegueira, Jose Saramago’nun 1995 yılında yayımlanan romanıdır. Kitapta körlüğün önce küçük bir grup sonra da tüm şehre yayılması ve karantina altına alınan bir grup körün hayatta kalma mücadelesi anlatılmaktadır. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Bir adam trafikte arabasıyla giderken ışıklarda aniden durur. Adam kör olmuştur. Etraftan durumu fark eden birkaç kişi adama yardım eder, onu evine kadar götürürler. Adamın karısı evde değildir. Karısı eve geldiğinde durumu ona anlatır. Kadın hemen doktoru arar. Doktora gitmek için dışarı çıkarlar fakat adamın arabası ortalarda yoktur. Belli ki onu eve getiren adam tarafından çalınmıştır. Bir şekilde doktora giderler fakat doktor adamın gözlerinde hiçbir anormallik olmadığını söyler. Daha sonra araba hırsızı ve doktor da kör olurlar. Doktor bakanlığı arayarak durumu bildirir. Bakanlık körlük salgınına yakalananları eski bir akıl hastanesinde karantina altına Clarissa-Stefan Zweig İnceleme Clarissa, Knut Beck’in Stefan Zweig’ın taslaklarından oluşturduğu, Zweig’ın ölümünden sonra yayımlanan romanıdır. Kitapta Clarissa adında genç bir kadının Birinci Dünya Savaşı öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşadıkları anlatılmaktadır. Savaş öncesi özgür Avrupa’da filizlenen bir aşkın meyvesinin bir kadını, savaş sonrası bir harabeye çevirmesinin romanı Clarissa. Savaşın griye boyadığı bir dünyada onuruyla ve aşkıyla ayakta kalmaya çalışan genç bir kadının hikâyesi. DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇERMEKTEDİR. Clarissa, asker bir babanın kızıdır. Küçük yaşta annesini kaybetmiş, o ve ağabeyi yatılı okullarda okumak üzere gönderilmiştir. Clarissa’nın asker babası her hafta ondan okulda o hafta neler öğrendiğini kendisine rapor etmesini istemektedir. Böylece kızının hayatına ortak olabileceğini düşünmektedir fakat bu durum Clarissa’nın hoşuna gitmemektedir. Clarissa’nın ağabeyi Eduard subay okulunda okumaktadır. Babası ve ağabeyi düzenli olarak Cla
ESİR ŞEHRİN İNSANLARI,OLAY ÖRGÜSÜ,ÖZETİ,KONUSU,KİŞİLER, YER VE ZAMAN,GENİŞ İNCELEMESİ KONUSU Esir Şehrin İnsanları Mütareke yıllarında işgal altındaki İstanbul'u anlatır. Kitabın ana kahramanı Kamil Bey; yüksek eğitim almış, Avrupa dillerini bilen ve birçok Avrupa ülkesini görmüş kültürlü bir paşa oğludur. İçine düştüğü ekonomik sıkıntılar onu öz vatanına, İstanbul'a dönmesini zorunlu kılmıştır. GENEL BİLGİLER Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları adlı romanda, İstanbul’un işgali sırasında Türklerin tavırlarını anlatır. Bu eserde başlıca üç tip insandan söz edilir İstanbul Hükümetinin tarafını tutanlar, Kuvayi Milliyeciler ve her şeyi oluruna bırakan vurdumduymazlar. Romandaki çatışma bu üç tip insanın olaylara bakışından oluşur. Yazar, roman kahramanı Kamil Bey’in şahsında ideal Türk aydınında bulunması gerekenleri ifade eder. Kamil Bey, kimliğini hatırlayıp Anadolu’nun kurtuluşu için mücadeleye katılır. Kemal Tahir bu romanında Türk aydınının kimlik bilincini kaybetmemesi gerektiğini ifade eder. Kemal Tahir, İstanbul Hükümeti’nin işgaller karşısında yetersiz kalmasının toplum üzerinde bıraktığı etkiyi başarılı bir şekilde ifade eder. ÖZETİ ROMANIN ÖZETİ VE GENİŞ İNCELEMESİ İÇİN TIKLAYINIZ KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ Esir Şehrin İnsanları Kâmil Bey Abdülhamit paşalarından Selim Paşa’nın oğludur. Batılı tarzda bir eğitim görmüştür. Hayatının büyük kısmını batılı ülkelerde yaşamıştır. Osmanlı toplum yaşamıyla ilgili geniş bir bilgiye sahip değildir. Nermin Kâmil Bey’in karısıdır. Batı kültürüne hakimdir. Onun da Osmanlı yaşam tarzıyla ilgili fazlaca bir bilgisi yoktur. Zenginliğe fazlasıyla önem verir. Nedime Hanım Milli Mücadeleye destek veren, cesaretli bir bayan kahramandır. Karadayı adıyla bir gazete çıkarır. Korkusuz ve cesur bir kadın olarak öne çıkar. Fuat Bey Kâmil Bey’den dört yaş büyük Galatasaray’da beraber okudukları bir tanıdığıdır. Mahir Paşa’nın köşkün Bey ve Ahmet Bey Kamil Bey’in Galatasaray Lise’sinden sınıf Ağabey; İhsan Bey, Ahmet Bey ve Nedime Hanım’ın Anadolu’ya yaptıkları yardımlar için aracılık yapan en önemli yardımcıları ve güvenilir dostlarıdır. Ramiz Efendi , Mütareke’den sonra savaşa geri dönmemiş ve Anadolu’ya yardım etmek için çalışan bir yedek Hanım, Ramiz Efendi’nin karısıdır. Eğitimsiz ancak son derece cesur ve vatansever bir kadındır. Yazıya Tepkini Göster!
- Kamil Bey. 35 yaşında. Osmanlı'nın en zengin paşalarından birinin tek çocuğu. Hayatının büyük bölümünü yurt dışında geçirmiş, önce Galatasaray Lisesi sonra Oxford'da okumuş, birkaç dil bilen, terbiyeli ve mahcup bir beyefendi. Doğruluk ve iyilik uğrunda kendini feda edecek kadar kibar bir erkek. Hayat boyu zorluk çekmemiş, para sıkıntısı yaşamamış, milletinin çoğunluğunu oluşturan sıradan insanlarla içli dışlı olmak zorunda kalmamış, sanata ve okumaya meraklı, naif bir paşazade. - Kemal Tahir'in Esir Şehir üçlemesinin ilk kitabı olan Esir Şehrin İnsanları, Kamil Bey'in Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarında İstanbul'a dönüşü ile başlıyor. Dönüşünde babasının paralarının suyunu çekmiş ve kaybedilen topraklardaki arsaların kaybedilmiş olduğunu öğrenince parasızlık ile ilk kez tanışıyor. - Eşi Nermin de Kamil Bey gibi bir paşa çocuğu. Babasının paraları kumarda tükenince Kamil ile evleniyor. Güzel, alımlı ve zarif bir kadın olmak için yetiştirilmiş Nermin Hanım memleket meselelerine kayıtsız kalıyor. Onun için önemli olan evlerinin geçiminin eskisi gibi devam etmesi ve sosyetedeki itibarlarını sürdürmek. Karısına sonuna kadar güvenen Kamil Bey, Nermin'in anlayışsızlığı ve kayıtsızlığı karşısında, kadınları gelişmiş memleketlerin gelişmelerinin kaçınılmaz olduğunu tecrübe ile anlıyor. Kızları Ayşe ise henüz altı yaşında, İspanya'da doğduğu için babası tarafından Carmen'im diye sevilen akıllı, kıpır kıpır bir kız çocuğu. Kamil Bey kızını iyi yetiştirme düşleri kuruyor ancak, bu düşü gerçekleştiremeden baba-kız ayrı düşüyorlar. - Bu ayrılığın sebebi, Kamil Bey'in Galatasaray'dan arkadaşı İhsan ve Ahmet'in birlikte çıkardıkları, ancak İhsan hapiste olduğu için karısı Nedime'nin devraldığı "Kabadayı" gazetesinde çalışmaya başlaması. Gazete Ankara'daki kuvvetleri ve Mustafa Kemal Paşa'yı destekler yazılar yazdığı ve Nedime Hanım eşi İhsan'dan kalma gizli işleri yürüttüğü için sürekli göz altındalar. Hamile Nedime Hanım'ın memleket meseleleri uğruna erkekler arasında canını dişine katması Kamil Bey'de büyük saygı uyandırıyor. Hatta zaman zaman eşi Nermin'in de Nedime Hanım'a karakter olarak benzemesini bilinçaltında istiyor. - Nedime Hanım'ın hasta olduğu bir gün, o zamana kadar gizli işlere karışmamış olan Kamil Bey Ankara'ya gidecek bir sandığı gemiye teslim etmeye gönüllü oluyor. Çekinerek çıktığı bu ilk görevde yakalanıyor ve Harp Mahkemesi'nde yargılanmaya başlıyor. Babasının bıraktığı nüfuz ve eşi Nermin'in eniştesinin dostları sayesinde, Nedime Hanım'ı ele vermek şartıyla serbest bırakılacağı söyleniyor. Ancak, Kamil Bey bu öneriyi tabii ki gururuna yediremiyor ve yedi yıla mahkum oluyor. - Esir Şehrin İnsanları, Kurtuluş Savaşı'nın çok da dokunulmamış bir manzarasını açıkça önümüze seriyor. Anadolu canla başla çarpışırken, yüzyıllar boyu kapalı kalmış olan İstanbul'un Anadolu'ya ve zafere inançsızlığı, Osmanlı aydınlarının halktan kopuk tutumları, işgal devletlerinin oyunları, tüm bunların içinde her şeye yabancı ve ürkek bir erkeğin hayatının tamamıyla değişmesi çarpıcı ama yalın bir dille anlatılıyor. - Kemal Tahir'in tiplemeleri ve kurgusu ustaca sürüklüyor okuyucuyu. Yıllar boyu başka bir isimle yazdığı Mark Hammer kitaplarının etkisiyle belki de, olaylar çok akıcı, beklenmeyen yerlerde şaşırtmacalar var ve halk dili çok iyi kullanılmış. Milletimizin özellikleri kesim kesim, meslek meslek, erkek kadın, çok başarılı bir şekilde analiz edilmiş ve birbirine bağlantılı olarak yazlımış. Cümlelerin çoğu Kemal Tahir'in hayat tecrübesi ile dolu, adeta hayat dersi veren bir ders kitabı. - Üçlemeyi okumak, döneme dair bilgileri artırmanın yanı sıra, değişik insan tiplemelerini anlamak ve İstanbul'un karmaşıklığı ve hantallığına tanık olmak için değerli bir kaynak. Geri planda kalmış ama kaliteli yazarlarımızdan olan Kemal Tahir'i takdir etmemek elde değil, üçlemeyi şiddetle öneriyorum. - ilhamavcisi'nın notu 9/10.
esir şehrin insanları karakter analizi